1984 doğumluyum. 80’li yıllar ülkemiz ve dünya için bilgisayar devriminin başlangıç yıllarıydı. O yıllarda herkes çocuk yaşlarında şimdiki bilgisayarla tanışamıyordu. Hatta aynı yaşta olmamıza rağmen 2000’li yıllarda ilk defa bilgisayarla tanışan çok insan oldu. İlk kullandığım bilgisayar Amstrad PCW 8256 bilgisayarı idi. Z80 işlemcisi 256KB ram’i ve 3’’ (dikkat ediniz 3’5’’ değil) disket sürücüsü ile gelecekten fırlamış bir bilgisayardı. Menüsünde çok işlemler yapıp 4 yaşlarımda printer çıktısı alıyordum. Babamın iş için kullandığı bilgisayar benim için tam bir hayal makinesiydi. Bu ilgimi gören babam ardından bana bir Amstrad CPC 464 aldı. Tabi yanında bir sürü oyun ve programla benim hayata bakış açım değişti. 5-6 yaşlarımda mesleğimi seçmiş ve herkese ileride bilgisayar veya elektronik mühendisi olacağımı söylüyordum. Ardından ikinci bilgisayarım Amstrad CPC 6128 oldu. Bu modelde ram 2 katı artmış ve 128kb ram bulunmaktaydı. Aynı zamanda bir disket sürücüsü ile geliyordu.

 

Photoshop’un atası diyebileceğimi Art Studio programı ile çizim yapıyor aynı zamanda Locomotive BASIC 1.0 ve BASIC 1.1 üstünde uygulamalar geliştiriyordum. İlkokul 2 sıralarında okulda bilgisayar kursu açıldığında kurs verilen bilgisayarların Amstrad CPC 464 olduğunu görünce çok sevinmiştim. Hatta o kurstan aldığım sertifika hala elimde durur. Her bilgisayar modelinin BASIC kodları kendine göre farklılık gösterirdi. Yani çok temel bir program değilse bir MSX bilgisayarda yazdığınız BASIC programı Amstrad CPC üstünde çalıştıramazdınız. Aynı şey MSX içinde geçerli. Bu durumda kursta Amstrad CPC görünce yaşadığım heyecanı tahmin edebilirsiniz.

Amstrad PCW ve CPC maceralarımdan sonra IBM uyumlu PC’lere geçiş sağladım. İlk PC bilgisayarım 486 dx 33 ve 4MB Ram’e sahipti. Dos ve Windows 3.1 çalıştırmaktaydı. Fifa serisinin 93 yapımlı ilk oyunu Fifa soccer’ı oynamamda o yıllara denk gelir. Ardından bir upgrade macerası başladı. Önce bir CD-ROM, modem ve ses kartı aldım bilgisayarıma. Tomb Raider’ın ilk serisini bu bilgisayarda oynadım. Ve daha bir çok CD oyunu. Disketler ise elimde oldukça birikmişti. 3 boyutlu oyunlarla tanıştım. Bu sefer ortaokul yıllarımdaydım. Yine çok şanslıydım çünkü okuldaki bilgisayarlı sınıfa kaydolmuş ve 486’larla eğitim görüyorduk.

O yıllar en çok okuduğum dergi PCWorld ve PCMagazine dergisiydi. Epey bilgi öğreniyor ve bunları uyguluyordum. Yıllar sonra PCWorld dergisinde 16 ay boyunca yazmam da bir tesadüf değil sadece bir hayalin gerçekleşmesiydi.

Ardından daha modern PC’ler edinmeye başladım Celeron 400, Celeron 800, Pentium 3, Pentium 4 ve Amd serileri bu zamanlara rastlar.

Yıllar geçmiş ve bilgisayar mühendisi olmuştum. 8 bitlik bilgisayarlarla maceralarım şimdi 64 bitlik ve çok çekirdekli bilgisayarlar üstünde yazılım geliştirmek ve teknoloji geliştirmek arasında devam etmektedir.

Bilgisayarlar benim hobimdi! Eğer hobin işin olursa yaşamın boyunca hiç çalışmamışsın demektir. İşte bunun için sevdiğiniz işi yapmak çok önemlidir.