Rahmetli Büyük anneannemin başından geçen bu anıyı daha önce zaman tünelimde paylaşmıştım. kaybolmaması adına notlara da yazmak istedim. bu sayede daha kolay ulaşılabilir...

Gazi Mustafa Kemal nasıl bir Osmanlı Paşası idi ise rahmetli büyük anneannemde bir Osmanlı kadını idi. yani anneannemin annesiydi kendisi. egeliydi ve uşakta yaşardı. Yunan işgalini yaşamıştı. yunanlılar bir camiye tüm ahaliyi doldurup yakmaya karar verir ve yağmalar başlar. bir kısım halk ormanlara doğru kaçmaya başlar. bunu rahmetli büyük anneannemin ağzından anlatıyorum o zamanlar 5-6 yaşlarındaydım. ve birden herkes Mustafa Kemal geliyor, Mustafa Kemal geliyor diye bağırmaya başlar yunan askerleri dahil ve hepsi her şeyi bırakıp kaçmaya başlar. camidekiler de yanmaktan kurtulur. Atatürk'le ilgili bu anıyı birinci ağızdan dinlemiş belkide son nesil olarak şunu demek istiyorum. işte büyük anneannem o gün yunan askerleri Mustafa Kemal geliyor diye kaçmasaydı belki yaşamıyordu. şu anda bu satırları da yazamıyor olurdum. ne Osmanlı padişahlarını bir evliya olarak gördüm, ne de Atatürk'ü bir peygamber. bu çok net bir durum bu liderler sayesinde varız ve bugün bu ülkede özgürce yaşayabiliyoruz bu bir gerçek. Atatürk, hep ileri gitmemiz gerektiğini söylemiştir. o zaman daha ileri gitmeli ve daha gelişmiş bir ülke için savaşmalıyız. eğer ilk ağızdan dinlemesem Atatürk'e bu kadar derin bakabilir miydim bilemiyorum en azından o şanslı bireylerden biriyim. biliyor musunuz? eğer laiklik olmasa ve bir kısmımızın çok eleştirdiği o devrimleri olmasa büyük ihtimalle orta doğu bataklığında şu anda boğuluyor olacaktık.ve bu devrimleri belki o zaman da yapacak bir lider çıkmayacak ve savaşlarla, kanla dolu bir yüzyıl geçiriyor olacaktık. sadece bir anımı paylaşmak istedim. bir Osmanlı kadını bana bu hikayeyi anlattı. iyi ki de anlattı ve bakış açım gelişti. tek dileğim ucuz siyasi parti tartışmaları olmayan bir ülke. Hükümetler hep geçici olacaktır baki kalan devlettir.