Volkan Atasever

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve daha bir çok yazılarım...

Yeni Ufuklar Dergisindeki Röportajımın Tam Metni

clock Temmuz 19, 2015 11:13 by author Volkan Atasever

TBMM, milletvekillerine ve ülkenin önde gelen isimlerine ulaştırılan Yeni Ufuklar dergisindeki röportajımın tam metni.

 



Yeni Ufuklar Dergisi Röportajım

clock Nisan 2, 2015 00:00 by author Volkan Atasever

Ülkenin önde gelen derneklerinde olan Yeni Ufuklar'ın yayın organı olan Yeni Ufuklar dergisinin son sayısında röportajım yayınlandı. Değerli dostum Semih Arslan'ın benimle yapmış olduğu röportajda yazılım ve bilişim dünyası hakkında ülkemizi ilgilendiren önemli soruları cevaplandırdım. Yeni Ufuklar Dergisi TBMM dahil bir çok milletvekili ve ülkenin önde gelen isimlerine de ulaştırılmaktadır.

Derneğin Sitesine http://www.yeniufuklar.org.tr adresinden ulaşabilir dergiye üye de olabilirsiniz.

Röportaj başlığından bir kesit:



Değerli Hocamız Prof Dr. Murat Esin ile Röportaj

clock Haziran 15, 2010 06:08 by author Volkan Atasever

Sayın Prof. Dr. E. Murat Esin, sizi tanımayanlar için kısaca kendinizden bahseder misiniz?

 

1980 de Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Elektronik ve Haberleşme Mühendisi olarak mezun oldum. Aralıklarla sanayide ve değişik üniversitelerde çalıştım. Bir mühendisin bulunabileceği her pozisyonda bulundum sayılır. Bu arada matematikte yüksek lisans, bilgisayar mühendisliğinde doktora, yazılımda doçent oldum. 2006 dan bu yana Maltepe Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapmaktayım.

 

Sektörün duayenleri arasındasınız elektronik mühendisliği bölümünde profesörlük ünvanına sahipsiniz. Sizce Bilişim ve Bilişim teknolojileri konusunda ülkemiz sizce hangi konumda? Çocukluk evresinde mi yoksa dünya ile rekabet edecek güce sahip mi?

 

Duayen lâfının gereksiz iddiasını bir kenara bırakıp soruya gelelim.

 

Sokaktaki adamın inanması güç olabilir ama, son derece iyi yetişmiş ve iyi işler yapan bilişimciler ve bilişim firmalarımız var. Birçok konuda dünyadan daha öndeyiz bile. Ancak bilişim toplumu olmak; aramızdan bazılarının bu konuda yetişmiş ve üretici olmasından ibaret değil. Toplumun büyük kesimlerinin çalışmalara hiç değilse alıcı olarak destek vermesi, haberdar olması, bu konuda çalışıyor olması ve kendi ürünlerimizi ortaya çıkartmak ve kullanmak konusunda kararlı olması gerekiyor. Bunu bir devlet ülküsü olarak görmek ve düzenlemek gerekiyor. Örneğin yapay zekâ uygulamalarında NATO’nun en iyi uygulamaları bizde yapılıyor. Ama uluslar arası rekabet şartları içinde büyük firmalarımız yoksa bunu küresel rekabetin acımasızlığından çok kendi teşkilatlanma ve kurumsallaşma alışkanlıklarımızın kusurluluğunda aramak icap eder. Diğer yandan iyi mühendislik iyi ürün, iyi ürün geniş pazar anlamına gelmez. Demek ki; ürün geliştirmek yanında ürün pazarlama konusunda da alınması gereken mesafeler var.  

 

Üniversitede eğitim veren bir hocamız olarak Elektronik Mühendislerinin yazılımdan, Bilgisayar Mühendislerinin ise elektronikten kaçınma paradoksunu nasıl karşılıyorsunuz?

 

Sıradan elektronik, ya da sıradan bilgisayar mühendisliği problemlerinin çözümünde sadece kendi konunuza hakim olmak yeterli sayılsa da; bugün hangi alanda olursa olsun bilgisayar kültürü olmadan, programlama bilgisi olmadan mühendislik yapmak neredeyse imkânsız. Ben hem elektronik hem de yazılım tasarımcısı-uygulamacısı olarak birinden sahip olduğum kültürü ve çözüm alışkanlığını diğerinde çokça kullandım. Bu nedenle biraz da olsa elektronik bilmeyen yazılımcı ile yazılım bilmeyen elektronikçiyi eksikli sayarım. Yazılım üretirken donanıma hakim olmak, donanım üretirken yazılım tasarlıyormuş gibi algoritmik düşünebilmek son derecede avantajlıdır. Üstelik bu eksiklikleri tamamlamak aylarla ölçülebilecek zamanları alır, fakat bütün meslek yaşamınızı olumlu etkiler.

 

Diğer yandan; günümüzde kullandığımız pek çok cihaz, genel amaçla üretilmiş donanımlara yazılım eklenerek ortaya çıkmakta ve bunlara gömülü sistemler denmektedir. Bizim gibi donanım üretimi kısıtlı ülkeler için gömülü sistemleri elektronik olarak tasarlayabilmek ve bunlara yazılım ekleyebilmek çok ufuk ve piyasa açıcı alanlarıdır.

 

Bilgisayar Mühendisliğinde verilen eğitim genellikle bilgisayar bilimleri alanındaki temel konulardan ve yazılım konularından oluşmakta. Yurt dışında ise çoğunlukla yazılım mühendisliği ve bilgisayar bilimleri adı altında iki bölüm görmekteyiz. Bilgisayar Mühendisliği bölümünün aslında Yazılım Mühendisliği olarak anılması gerekmez mi?

 

Bilgisayar mühendisi denilince daha ziyade bilgisayar donanımını da bilen ve bunun üzerinde “oynayabilen” birileri akla gelmelidir. Oysa bizde çoğu bilgisayar mühendisliği bölümünde donanım hocası ve laboratuarı yoktur. Dolayısıyla ilgili dersler de kısıtlı sayıdadır. Bu nedenle zaten yazılım mühendisliğine yakın bir öğrenim verilmektedir. Yazılım mühendisliği diye açılan bölümlerde bu derler bile lüzumsuz sayılmıştır. Neyi programladığınızı bilmezseniz herhangi bir yazılım kursu bitirmiş amatörden ne farkınız kalır?  

 

Bilgisayar Mühendisleri yanında diğer disiplinlerle uğraşan veya bu işin okulunu okumamış kişilerde yazılım geliştirmekte. Bunun sebebi nedir?

 

Kişisel tecrübem; yukarıda bahsettiğim çerçevede programlama yapılacaksa, işi bilen adama programlama öğretmek, programlama bilen adama işi öğretmekten daha kolaydır da onun için. Pekalâ o zaman bilgisayar mühendisi yetiştirmek gereksiz midir? Hayır. Yazılım geliştirmenin metodolojik bir iş olduğunu bilmek gerekir. Yazılan, hatta çalışan her programın verimli olduğunu söylemek mümkün değildir. Yazılım geliştirmek ciddi bir sanattır ve meselâ şiirle kıyaslanabilir. Bir dilin bütün sözcüklerini bir lügat gibi bilmek başka, bu dili konuşabiliyor olmak başka, bu dilde şiir yazabilmek ise bambaşkadır. Bilgisayar mühendisleri yazılımı şiir gibi yapabilecek altyapıya sahiptirler, en azından öyle olmaları beklenir. Olmazlarsa zaten bu mesleğin profesyoneli sayılamazlar.  

 

Sektörde çalışmak için sizce verilen salt üniversite eğitimi yeterlimidir?

 

Yeni mezun olduğunuzda iş aramak için yeterlidir. Zaten sizi işe alacak kimseler de sizden ne beklenebileceğinin farkındadırlar. Ama seneler geçtikçe geometrik olarak artan bilgi birikimini takip etmek ve eksiklerinizi tamamlamak zorundasınız. Elektronik ve yazılım sektörlerinde bunu yapmaya cesareti ve enerjisi olmayana hayat hakkı yoktur.

 

Apple ve Microsoft firmalarının çocukluk dönemlerini de bilmektesiniz şu andaki konumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Her şeyden önce bunların ortaya çıkış ve gelişmelerinden alınacak çok ders var. Eskiden talebin yani ihtiyacın arzı yani ürün ve hizmet sunumunu doğuracağını söyleyen iktisatçıları bile şaşırtacak bir dönüşümle arzın talebi doğurduğu bir dünyayı yaşamaktayız. “İnsanlar evlerine niye bilgisayar alsınlar ki?” diye soran devler hüsrana uğrarken bu firmalar her eve girmenin yolunu açarak dev olmuşlardır.

 

Eskiden elektronikçiler bedelsiz yardımlaşmaları ile ünlüydü. Bir dönem yazılımcılar da öyleydi. Oysa şimdi kıyasıya bir rekabet içinde başkalarına hayat hakkı vermeden savaşmaktadırlar. Öyle ki; liberal ekonominin bayraktarı ABD bile zaman zaman antitröst uygulamalarla devlerin gelişimini ve başkalarını silmelerini önlemeye çalışmaktadır. Böyle bir dünyada yeniden bir dev oluşturabilmek ya Almanya’nın Linux için yaptığı gibi çok özel tedbirlere, ya da kimsenin akıl sır erdiremeyeceği bir cin fikre bağlıdır. Örneğin Google’u birden bire dev yapan sırrın çok özel ve etkin algoritması olduğu bilinmektedir. Tabi bilinen; sırrın algoritmada olduğudur. Yoksa algoritmanın kendisi halâ sırdır. İyi bir fikrin makul bir zamanda ürüne dönüşmesi halinde mutlaka alıcısı bulunmaktadır.    

 

Yeri gelmişken; rekabetin tek şartının ucuzluk olduğu doğru değildir. Asıl önemlisi kalitedir ve asla ödün verilmemelidir. Mercedes firmasının batışını görene kadar yüksek fiyatla bile olsa kalitenin her zaman müşteri bulacağına inanacağım.

 

Türkiye’de Akademisyen olmanın zorlukları nelerdir?

 

Birincisi kaynaklara erişmekteki zorluktur. Özellikle elektronik ve bilgisayar alanlarında zaten binlerce kişinin çalıştığı firmaların yapmaya çalıştığı birtakım işleri kendi köşenizde yapmaya çalışmak son derece zordur. Bu firmaların olduğu ülkelerde akademisyenler ile firmalar birlikte çalışırlar. En azından bilim adamlarına kaynak aktararak bazı işlerin akademik seviyede yapılmasına destek olurlar.

 

İkincisi bizim kendi insanımıza olan inaçsızlığımızdır.  Aynı adama yurt dışında fonlar ve laboratuarlar emanet edilirken yurt içindeki firmalar dışarıdan birilerini aramayı tercih eder. Devlet bile en önemli projelerini sayıca daha az, kalitece daha düşük adam çalıştıran yabancılara yaptırmayı marifet sayar. Oysa tecrübe uygulama yapıldıkça kazanılır ve hiçbir şey yapmadan tecrübeniz olmaz. Öncelikle neyi istediğimizi, nasıl bir Türkiye istediğimizi ortaya koymak, sonra da bunu inşa edecek adamlara destek olmak icap eder.

 

Üçüncüsü ise ücretlerdir. Yüksek standartlarda çalışmalar beklediğiniz bir mühendis akademisyene herhangi bir devlet kuruluşunda verilenden bile daha düşük ücret ödüyorsanız bu mesleğe talip olacak kaliteli insanlar bulamazsınız. Böylece bindiğiniz, daha doğrusu gelişmiş bir Türkiye için binebileceğiniz tek dalı kesmiş olursunuz.  

 

Bir elektronik, bilgisayar veya yazılım mühendisine verebileceğiniz en büyük tavsiye ne olur?

 

Bu meslekleri sevememişseniz tez elden bırakın. Başka işler yapın.

 

Çünkü genel olarak mühendislik özel bir düşünce sistematiğine sahip olmayı ister. Karşılaştığınız her şeyi içinde sizin de tasarlayabileceğiniz bir takım işlemler olup biten ve belli girişlere karşılık belli çıkışları olması gereken ve mutlaka çalıştırılabilmesi beklenen prosesler olarak görebilmek alışkanlığı ister. Özel olarak elektronik ve bilgisayar alanlarında her altı ayda bir katlanan bilgi birikimini takip edebilecek gayret ister.

 

Ben, –eğer bir örneksem- 30 yıldır mühendislik, 28 yıldır yazılımcılık yapıyorum. Ürettiğim her yeni şeyin bana bir şeyler kattığına, benim de mesleğime bir şeyler eklediğime inanıyorum. Hâlâ ve zevkle tasarım yapıyor, kod yazıyorum.

 

Budha’nın dediği gibi; “Anladıkça daha çok seviyorum. Çünkü anlaşılan her şey güzeldir.”

 

----

Değerli Hocamız Prof. Dr. Murat Esin’e bu değerli vaktini bize ayırdığı için çok teşekkür ediyoruz.

Röportajı Yapan:  Volkan Atasever

                              Bilgisayar Mühendisi

                              DeveloperMania.Net Topluluk Lideri

                              PCWorld Dergisi Yazarı

 



DeveloperMania.Net sitesinde yapılan röportajım

clock Şubat 25, 2010 04:16 by author Volkan Atasever

DeveloperMania.Net sitesi Teknik lideri ve editörü Erkan Güzelküçük'ün benimle yapmış olduğu röportaja aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Röportaja ulaşmak için: http://developermania.net/developermania/rpt.asp?katID=8

Röportajdan alıntı:

Sayın Volkan ATASEVER, Sizi tanımayanlar için kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

Merhabalar, açıkcası benim yazılım ve bilgisayar geçmişim çocukluğuma dayanır. Benim yaşlarımda olan uğraşan çoğu kişinin yazılım noktasında tırmandığı üst seviye

10 print”merhaba”

20 goto 10

Kısmında kalmıştı açıkcası. Fakat bu bana oldukça zevk verdiği kadar çok daha gelişmiş programlar yazmaya itmişti. Bunun temel nedeninin 5 yaşlarımda bilgisayar ile tanışmama bağlıyorum. Bu bağlamda şanslı bir çocukluk geçirdiğimide düşünüyorum. Bunun nedeni ise o zamanlarda bilgisayar veya elektronik mühendisi olmaktan bahsetmemdir. Kaç kişi o yaşlarda seçebildiği mesleği ve sevdiği bir işi yapabiliyorki? Onun için sistemin yanlış yönlendirmelerine rağmen istediğim hedefe ulaştığım için kendimi şanslı bireylerden biri hissetmekteyim. 1992 yılında ilkokul sıralarında ilk bilgisayar sertifikamı almıştım. Hala da saklarım.  Ortaokul yıllarıma gelene kadar birçok değişik işletim sistemine ve yorumalyıcılara sahip bilgisayarlarım oldu. Ortaokul yıllarımda ise IBM uyumlu dediğimiz PC’ler bir standart haline geldi. İlk işim aileme bir 486 işlemcili bir PC aldırmak olmuştur. O zamanlar için oldukça önemli sayılan bir işlemci gücüne sahipti. Ardından ilk PC’m bozulmuş ve o zamanın parası ile 15$ gibi bir ücreti teknik servise vermeme rağmen yapamamıştı. Bu benim için bir dönüm noktasıydı o olaydan sonra bilgisayarımı hiç bir zaman teknik servise götürmedim ve düzeltemediği arızayıda kendim bulup düzeltmiştim.  Bu bağlamda bilgisayar geçmişimi az çok tahmin ettiğinizi düşünüyorum.

2005 yılından beri ise değişik gruplarda ve özellikle INETA User Grouplarda makalelerime rastlayabilirsiniz. Aynı zamanda bu tür gruplarda editörlükte yapmaktayım. Sektörde çok sayıda Seminer vermeye devam etmekteyim. Bilgisayar dergilerinde yazarlık yapmakla birlikte şu anda PCWorld dergisinde yazmaktayım. Akademik çalışmalarım ise sürmekte akademik bildiri ve makale yazarak sektöre katkıda bulunuyorum. Uzun süre sektörde Yazılım Uzmanı & Danışmanı olarak çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum. Bu aralar ise mobil platformalar ve artificial intellegence üstünde çalışmaktayım. 2010 Haziran itibari ile de bilgisayar mühendisi kıyafetini giyeceğim.

Türkiye’de Microsoft karşıtı birçok kullanıcı var ve Türkiye’nin gelişebilmesi için Microsoft’tan kurtulmalıyız diyen binlerce kişi var. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Bu konuyu bir firma olarak ele almamak lazım. Konunun aslı Bilişim sektöründeki kalkınma nasıl olmalı? Sanayi devrimini kaçırmış olan ülkemizin hala ağır sanayide söz sahibi olduğunu söylemek zor. Aynısı ise bilişim devriminde olmamalı. Microsoft bu sektörün en önde gelen firması. Onun yaptığı araçları kullanarak yeni keşifler yapma ve kalkınmada sakınca görmüyorum. Linux gibi Sun ve IBM gibi firmalarında düşmanı değiliz. Firma bazlı düşünmemek gerekir.

Türkiye’de Bilgisayar Mühendisliği eğitimi veren birçok vakıf üniversitesi ve devlet üniversitesi bulunmaktadır. Sizce verilen eğitim çağımızın ihtiyaçlarını karşılayabiliyor mu?

Vakıf üniversitesi ve devlet üniversitesi olarak yapılan ayrımı doğru bulmuyorum. İkiside üniversite ve ikisi de akademik bağlamda eğitim yapılan yerler var. Ben üniversite bazında bakmaktan daha çok bireysel bakmayı tercih ediyorum.  İş birey de bitmekte. Yazılım ve Bilgisayar bilimleri her an kendini geliştirmeyi ve araştırmayı gerekmekte. Eğer burada aynı çizgide kalabilmek istiyorsanız çalışmalarınızı durmadan sürdürmelisiniz. Standart bir yazılımcı ve mühendis olmak istiyorsanız bu sizin bileceğiniz bir iş. Tamamıyla üniversitede verilenlere bağlı kalmamak gerekir teori’de gerçekleşen dersleri pratiğe taşımak burada en önemli nokta.

Türkiye’de özel eğitim kurumlarının vermiş olduğu bireysel yazılım eğitimleri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Her eğitim alan yazılımcı olamaz. Her yazılımcıda bir özel eğitim kuruluşundan eğitim almaz. Bu eğitim kurumları size bir başlangıç verir. Bir ivmelenme kazandırır gerisi yine sizin ellerinizde. Burada mühendis olmayı ise ayrı tutuyorum Bilgisayar veya yazılım mühendisi demek. Yazılıma ve bilgisayara mühendislik metadolojileri ile yaklaşmayı gerektirir. Bunun eğitimi ise sadece üniversitede verilir.

Yurtdışında Türkiye’yi temsil eden yazılımcıların sayısı diğer ülkelerinkine göre çok az bu durum hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Amerika’lı yazılımcı işini hakkıyla yapıyor. Hintli ise ucuz iş gücü demek. Hem kaliteyi hemde ucuzluğu sunarsanız bu temsil sayısı hızla artacaktır. Bu sayı açıkcası yapımızdan da kaynaklanıyor diyebilirim. Hint asıllı yazılımcılar arasındaki dayanışma çok daha fazla. Aynı dayanışmayı kendi aramızda da yapmalıyız.

Sizce yazılım dünyasında başarıya ulaşmak için hangi adımlardan geçmek gerekiyor?

İlk aşama algoritma mantığının oturması ve her türlü soruna en iyi algoritma ile çözüm bulmak. Sonra bir programlama dili öğrenmek. Yeryüzünde profesyonel camiada 4 dil dönmekte bunlar C, C++ , Java ve C#. Bu dört dilden birine en iyi şekilde hâkim olmak gerekirse dördüne birden. Ardından ise yazılım projelerin de görev almak.

INETA DeveloperMania. Net’te yaklaşık 3 yıldır Topluluk Liderliği yapmaktasınız, Bu tür siteler Türkiye’de yaygınlaşmaya başlıyor. Türkiye bilgi paylaşımı konusunda bilinçlenmeye mi başladı yoksa bu yaygınlaşma neden?

Bu tür sitelerin yagınlaşmasında bir sakınca görmüyorum. Önemli olan doğru bilgiyi ulaştırabilmek. Bu kadar yaygınlaşmaya rağmen bazen aldığım hataları hala yabancı kaynaklı sitelerden bulabiliyorum. Demekki tam yeterli türkçe kaynağa ulaşamamışız. Bu sitede zaten bu amaca hizmet etmek için kuruldu.

Son olarak Genç yazılımcılara söylemek istedikleriniz?

Bilişim devrimini kaçırmamak ve uluslararası camia’da yer sahibi olabilmek için kaliteli ve en doğru hizmeti vermeyi unutmayın. Durmadan kendinizi yenileyin diyebilirim.

 

Değerli zamanınızı bizlere ayırdığınız için çok teşekkür eder, Başarılarınızın devamını dilerim.




Röportajı Gerçekleştiren, Erkan GÜZELKÜÇÜK
DeveloperMania.Net Teknik Lider & Editör



Volkan Atasever Kimdir ?

E-Mail: volkan(et)volkanatasever.com

Genel Müdür/S4G 
Bilgisayar Mühendisi

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve bir çok kategoride yazılarım...

Yazılım Kitaplarım

   

Şiir Kitaplarım

Dergi Yazılarım

 

Sosyal Ağlarım

 

 

 

 

Retro Bilgisayar Dergimiz

Türkçe Retro Bilgisayar dergimiz haziran 2016'da ilk sayısını çıkardı. ilk sayı yeni bir internet sitesinden tekrar yayınlanacaktır. Retro camiası tüm dünyada oldukça eğlenceli bir camia. Sizde katkıda bulunmak isterseniz bana mail atmanız yeterli. Dergimiz PDF formatında ve tamamen ücretsizdir.

Yasal Bilgi

Sitedeki yazıları,kodlar ve diğer materyaller Volkan Atasever'e aittir. Yazarı ve siteyi kaynak göstererek yazıları paylaşabilirsiniz.  Copyright(c)2004-2017

Sign In

Yazılım