Betta Balıkları için Karbon Isıtıcı ve Termostat

Betta balıkları için küçük akvaryumlar tercih edilir genelde. Eğer birden fazla betta balığıda bakıyorsanız dalgıç veya tekli ısıtıcılar sizin işinizi çözmeyecektir. Bunun yerine karbon ısıtıcı ve bu ısıtıcı ile birlikte bir termostat kullanılır. bu termostat belirlediğiniz sıcaklığı koruması için karbon ısıtıcıları röle vasıtasıyla açıp kapatır. Benim tavsiyem kablosu bağlanmış ısıtıcılar ve en ucuz dijital termostatı tercih etmenizdir. toplamda 2 uzun raflık sistemimde 6 tane 25x80cm uzunluğunda karbon ısıtıcı kullanmaktayım. tüm karbon ısıtıcılar ise tek bir dijital termostata bağlıdır. piyasada ucuz olan dijital termostatlar çok revaçta olup genelde aynı üründür. mart 2019 tarihi itibariyle 20-30tl arasında bu termostata ulaşabilirsiniz. dijital termostat diye arama yapmanız yeterli. fakat bu ürünün üstünde her ne kadar 10 amper güç kaldıracağı yazsada maksimum 2 amper yük vermeniz doğrudur. standart 25x80 bir ısıtıcı yaklaşık yaklaşık 0,2-0,3 amperdir. bunu değerlere göre watt hesabından amper hesabına çevirerek yuvarlayarak buldum. 8 adet ısıtıcı ile maksimum kullanabilirsiniz. ben 6 adet ısıtıcıyı yinede geçmeyi düşünmüyorum. monte etmeniz oldukça kolay. hazır sistemler sadece 25x80cm lik bir ısıtıcı için en az 70-80 tl den başlamakta mart 2019 için. fakat her ısıtıcı için ayrı termostat zaten çok doğru bir yaklaşımda değil eğer uzun bir raf sistemi yapıyorsanız. size piyasada en ucuz ve revaçta olan dijital termostatın resmini ve bağlantı şemasını paylaşıyorum. resimlerdeki gibi büyük değil emin olun oldukça küçük ve suyun içine batıracağınız bir probee ile gelmekte. unutmadan ısıtıcı üstünde kullanacağım akvaryum veya betta kapları kesinlikle birbirine çok yakın hacimde olsun. eğer illaki farklı kullanacaksanız en küçük akvaryum olan aşırı ısınabilir. tabi probe eğer büyük akvaryumdaysa. bunun için hesaplamalarınızı iyice yapın.    

Betta Akvaryumlarımda Son Durumlar

Betta akvaryumlarımdaki gelişmelerle ilgili 9.Mart.2019 itibariyle son durumlar; bir akvarist olarak yeni sipariş verdiğim akvaryum malzemeleri... 10 adet elodea densa kökü, 1 kap java moss, 15 adet altın elma salyangozu, 10 adet bio pipo filtre... (10 adet bio pipo filtre ve yeni bitki siparişlerimin sebebi toplamda 10 adet 5 litrelik akvaryuma geçmem) bir akvaryumda da eğlence için elma salyangozu üretmeye çalışacağım. 5 litrelik bir akvaryumda anubias petite ve elodea densalarla birlikte tabi catappaları saymıyorum bile 3 yerli kardeş dişi anlaşıyor fakat onları 10 litreye alacağım kısa zaman sonra. yeni raf çakma ve karbon ısıtıcı işlemlerinden hemen sonra. boşa çıkan 5 litreyede 3 adet elma salyangozu koyup üremesini izlemeye çalışacağım. betta alımım istisnai bir durum dışında artık bitti. şimdi stabilliği koruma ve en iyi şartlarda yaşatma arefesindeyim. hatta bir akvaryumumda sadece bir küçük pisitia var. şimdi onu bol ışıkla çoğaltmaya çalışıyorum. neredeyse iki küçük yaprak verdi 2-3 günde. tüm bunların amacı ise tamamen betta akvaryumlarımın en verimli şekilde ayakta kalması ve en iyi biyolojik dengeyi sağlaması için. yani aslında bu kadar uğraşın tek amacı betta balıkları :) 10 akvaryum ve 12 betta ile devam ediyorum :) yazar inşallah stabiliteyi tutturursam en azından bir çiftinden yavru alma deneyimi yaşayacağımı planlıyorum.

Catappa yerine Meşe Yaprağı

Malesef Catappa yaprağı ülkemizde fazla fiyatlara satılmakta 5 adet sıradan bir catappa yaprağına kargo dahil ocak 2019 fiyatıyla 25TL gibi bir rakam ödediğimi biliyorum. ilginçtirki aliexpree ile 50 tanesini 17tl kargo dahil sipariş verdim. fakat burada iki sıkıntı var birincisi kargonun gelmesi 2 ay dahi sürebiliyor. diğer sıkıntı ise  benim gibi çok sayıda betta balığınız varsa elinizin altında devamlı catappa bulundurmanız çinden siparişlerin geç gelmesi sebebiyle zor oluyor. bunun için bir betta sever dostum meşe yaprağı kullandığını ve aynı zamanda siyah su dediğimiz özü verdiğini söyledi. aynı zamanda kurumuş meşe yapraklarını aynı şekilde catappa gibi suya bıraktığınıda izah etti. bunun üzerine meşe yaprağı aramalarına başlayacağım. yalnız özünü çıkarmak için bir tencereye sonuna kadar meşe yaprağı doldurup 2-3 saat kaynatmanız gerekmekte su buharlaştıkça üstüne su ekleyin bu sayede özü çıkacaktır. meşe yaprağını araştırırken akvaryum.com sitesinde Onur Şahin isimli bir hobi severin yazısına denk geldim ama malesef linkle kontrol edilmediğinden yazının tüm resimleri silinmiş. bu yazının kaybolmaması için ve resimleri bizzate ben gerekirse doğadan topladıkça çekmek için yazıyıda burada resimsiz olarak paylaşacağım. bu sayede meşenin faydaları ve catappa'nın alternatifi olması ile ilgili konuyu biraz daha derinlemesine anlamış olacağız. Onur Şahin'in yazısı aşağıdaki gibidir; Meşe yaprağı da birçok kuru yaprak gibi tanen ve tanen türevleri verir suya.Tannik asit bileşiklerinin bir kısmı gallik asite dönüşür.Bunun da birçok faydası var.Anti fungal(anti mantar),antiviral,antibakteriyel(özellikle patojenlere karşı),doğal bağışıklık güçlendirici,karaciğer fonksiyonları düzenleyici,canlının sağlıklı gelişiminin maksimum düzeye çıkması gibi birçok faydasını sayabiliriz.Meşe yaprağını Catappa yaprağına alternatif olması açısından burda fotoğraflayarak nasıl kullanılması gerektiğini anlatacağım.Meşe yaprağı kullandığınız gibi kayın,söğüt,dut,yenidünya vb gibi ağaçların da kendiliğinden dökülen yapraklarını kullanabilirsiniz.Burda önemli olan şey yaprağın kendiliğinden ağacın daloaında kurumuş ve yaprak dökme mevsiminde dökülmüş olmasıdır.Çünkü ancak yapraklar döküleceği zaman yapraklara tanen bileşikleri yüklenmeye başlanır.Yeşil olarak koparılıp daha sonra kurutulan yaprakların bizim için nerdeyse hiç faydası yoktur.Dikkat edilmesi gereken bir diğer şey de suyu yumuşatması ve pHı düşürme özelliğidir.Bu demek değildir ki sert suyu ve yüksek pH ı seven balıklarda kullanamayız.Elbette kullanırız ancak onların suyunu sertleştirici katkılar katmamız gerekmekte,aksi takdirde pH düşmesini önleyemezsiniz.Bu şartlarda yaprağın yumuşatma özelliği kaybolur sadece gallik asitler işlev görür.Yani yukarıda anlatılan diğer anti fungal vb.gibi özellikler geçerli olur.Şimdi önce nasıl bir meşe yaprağı kullanmamız gerektiğini fotoğrafla gösterelim.Gördüğünüz gibi koyu bir kahverengi hakim.Açık kayverengi olan yapraklar ya az tanen içeriyordur ya da yeşil olarak koptuktan sonra toprağa düşüp sararmıştır.Bu da yaprağın arka tarafı.Yaprağı küçük bir işlemden geçiriyoruz.Kaynar olmayan ama sıcak suyla birkaç saniye boyunca yaprağın her yerini ovun.Tozu toprağı üstünden gitsin.Bu ufak işlemden sonra direk olarak yaprağı suya bırakıyorsunuz.İlk başta yaprak suya batmayacaktır.Bu içindeki havadan dolayıdır ancak tahminen 12-24 saat aralığında kesin olarak suya batması gerekmektedir.Eğer yaprağı bu şekilde batıramazsanız(Batmadığına henüz rastlamadım)bir kavanoza koyabilirsiniz.Gördüğünüz gibi yaprak burda da ilk başta havada.Ara ara gelip çalkalayarak yaprağın içindeki havanın çıkmasını sağladıktan sonra daha kolay suya batırabilirsiniz.Ancak dediğim gibi senelerdir süren uygulamamda batmadığını görmedim daha.O yüzden bu yöntemi kullanmaya gerek olmadığını düşünüyorum.Gördüğünüz gibi birkaç saat sonra yaprağımız dibe batmış durumda.Fotoğraftan görülmese de suya hafif bir sarılık hakim.Akşamdan koyduğum yapraklar da akvaryumlarında batmış durumdalar.İşte fotoğrafları.Gördüğünüz gibi eksiksiz olarak tüm yapraklar suya batmış durumda.Kullanım oranı verecek olursak benim şu ana kadar uygulayıp sorunla karşılaşmadığım ve çok işime yarayan oran 30 ltye bir ya da bir buçuk yaprak kullanmak.Özellikle yumurta saçan ve yaşatılması zor olan balıklarda bu yapraklar gönül rahatlığıyla kullanılabilir.Size her açıdan fayda sağlayacaktır.

YENİ AKVARYUM SENDROMU

Aşağıdaki Yazı Akvaryum Güncesi Bilgi Paylaşımı Platformunda Necayip Muhtaroğlu tarafından yayınlanmıştır. Akvaryum hobisine yeni başlayan pek çok amatör aynı yoldan geçmiştir herhalde: 50-60 litrelik bir akvaryum alınır. Satıcının tavsiyesi doğrultusunda kurulur, bir-iki gün çalıştırılır. (Bu süre bazen 1-2 hafta da olabilir). Sonra içine balıklar eklenir. İlk birkaç hafta boyunca herşey gayet güzel gitmektedir. Derken bir gün birden bire balıklar ölmeye başlar. Görünüşte hiç bir neden yoktur. Birkaç gün öncesine kadar gayet sağlılıklı bir şekilde akvaryumun içinde oradan oraya yüzen zavallı balıklar, yemeden içmeden kesilmiş bir şekilde yüzgeçleri büzüşmüş vaziyette ya dibe çökmüştür, ya da yüzeyde, ağzlarını havaya açmış ölmeyi beklemektedir. Ölen balıklar çıkartılır, yerlerine yenileri eklenir, ama bu yeni eklenen balıklar da süratle aynı semptomları gösterir ve ölürler. Pek çok yeni başlayan hobi erbabı, akvaryuma avuç dolusu ilaç eklemeye başlarlar. Hiç bir faydası olmaz. Sağa sola sorarlar, birbirinden alakasız, beşibiryerde cevaplar alırlar: -Parazit olabilir –tuz ekle, ısıyı arttır. -Silkon zehirlenmesidir, akvaryumu değiştir. -Bulaşıcı hastalık var, akvaryumu komple boşalt dezenfekte et, yeniden kur. Ne yazık ki bu yöntemlerin hiç birisi bir işe yaramaz. Genellikle, şişeler dolusu ilacın hiçbir faydası olmadığını gören acemi akvaristler, yapılabilecek en yanlış işi yaparlar: Tüm akvaryum boşaltılır, kumu, taşları, dekorları kaynatılır, akvaryum tuzla ovulur, yeni baştan kurulur. Yeni balıklar eklenir. Birkaç hafta herşey yine yolunda görünür. Ama derken sil baştan, balıklar yeniden ölmeye başlar. Bu tür senaryoların çoğu, acemi akvaristin “ben bu işi beceremiyorum” demesi ve akvaryumunu elden çıkartması, ya da balkonda saksı haline getirmesi ile son bulur. Halbuki yeni kurulan bir akvaryumda birkaç hafta veya ay içerisinde görülen balık ölümlerinin hiç birisi sebepsiz değildir. Tam tersine çok güzel bir sebebi vardır: yeni akvaryum sendromu. Tabiatta, milyonlarca yıldır süregelen bir takım doğal döngüler vardır: Su döngüsü, oksijen döngüsü, Azot döngüsü gibi. Tüm bu döngüler, doğal hayatın (ve de insan hayatının) devamı için gereken dengeleri oluştururlar. Akvaryum gibi yapay bir ortam, ilk oluşturulduğunda tüm bu döngülerin ve dengelerin dışındadır. İşin iyi tarafı, birtakım dengeler, biz istesek de istemesek de kendiliğinden oluşacaktır. Ama işin bir de kötü tarafı var: bu dengelerin oluşması zaman alır. Akvaryum ilk kurulduğu anda, içinde sadece su (ve kum ve dekorasyon vs) bulunan bir fanustur ve bu fanusun içerisine bir canlı eklendiğinde, doğal olarak oluşacak atıkları parçalayacak ve de zararsız hale getirecek en önemli mekanizma olan azot döngüsü’nden yoksundur. Peki nedir bu Azot Döngüsü? Akvaryumda yaşayan her canlı (balıklar, salyangozlar, karidesler, bitkiler vs) atık üretir. Bu atıklar, ve de yenmeyen yemler gibi diğer organik maddeler çözülürken amonyak (NH3) denen gaz orta çıkarlar. Doğal döngü içerisinde, Amonyak (NH3) tabiatta varolan “nitrosomonas” türü bakteriler tarafından okside edilerek Nitrit (NO2)’e dönüştürülür. Ortaya çıkan nitrit, bu sefer “nitrobakter” adı verilen bakteriler tarafından tekrar parçalanarak nitrata (NO3) çevrilir. Ortaya çıkan nitrat ise bitkiler tarafından besin olarak kullanılır ve döngü tamamlanır Yeni kurulan bir akvaryumda, bu döngüyü gerçekleştirecek nitrosomonas ve nitrobakter türü bakterilerin yeterli bir popülasyona ulaşması, kullanılan filtreye, akvaryumun büyüklüğüne, biyolojik yükün (canlı popülasyonunun) duruma göre 2 ila 4 ay sürer. Bakteriler, akvaryumda kullanılan filtre medyasında, kumda, kayaların ve dekorasyonların üzerinde ve diğer bilmum yüzeyde kolonileşirler. Biofiltre veya biyolojik filtre olarak da bilinen bu yararlı bakteri populasyonu yeterli düzeye ulaşmadan önce ise, maalesef ortaya çıkan amonyak ve nitrit gazları, balıklar için son derece ölümcül bir tehlike arz eder. Özellikle yeni başlayan acemi akvaristler, bir heves çok sayıda balığı akvaryuma doldurdukları için, akvaryum suyu süratle amonyak bakımından zengin bir hale gelir. Çoğunlukla tavsiye edilen haftalık %25-%30 su değişimi ise maalesef amonyağı seyreltmek için yeterli değildir. Biyolojik filtrenin yetersizliğinden dolayı, hızla artan amonyak miktarı, özellikle de yüksek PH sularda zehirden farksızdır. Amonyak, balığın beynini, merkezi sinir sistemini ve tüm iç organlarını etkiler. Dokularda ciddi hasara neden olur. Balıklar iştah kaybeder, su yüzeyinde toplanırlar, bazen de dibe çökerler. Doku hasarı yüzünden pul kayıpları, galsamada kanama, gövdede kırmızı lekeler gibi belirtiler ortaya çıkar. Ne yazık ki bu belirtilerin bir kısmı, parazit veya benzer enfeksiyonlarla karıştırıldığı için, akvaryuma dezenfektan konulur (çok çok büyük bir hata). Bu dezenfektanlar, yeni yeni kolonileşmeye başlayan nitrosomonasları süratle öldüreceği için, döngüyü geriletip fayda yerine zarar verirler. Bu belirtiler, balıkların türlerine göre, aniden ortaya çıkabileceği gibi, yavaş yavaş da görülebilir. Maalesef, pek çok acemi akvaristin yaptığı “suyu boşaltıp, kumu kaynatıp, kayaları dezenfekte etme” yolu, anlaşılacağı üzere hiç bir işe yaramayacağı gibi, döngüyü sıfır noktasına geri çevirdiği için “en yapılmaması gereken” işlemdir. Biyolojik yükü az, filtre mekanizmaları doğru bir şekilde kurulmuş, düzenli su değişimi yapılan ve düşük PH (<7-7.5) su kullanılan akvaryumlarda, dayanıklı balıklar bu ilk aşamayı atlatabilir. Ancak hemen ardından ikinci bir tehlike ile karşı karşıya kalırlar: nitrit. Akvaryum ortamında yeterli popülasyona ulaşan nitrosomonas bakterilerinin açığa çıkardığı Nitrit (NO2), amonyak kadar olmasa bile, son derece tehlikeli bir kimyasaldır. Kanın oksijen taşıma kapasitesini kısıtladığı için, özellikle uzun süre yüksek değerlerde kalması durumunda balıkların (suda yeteri miktarda oksijen olsa dahi) boğularak ölmesine neden olur. İşin kötü tarafı, nitrobakter türü bakteriler, nitrosomonaslara oranla çok daha yavaş bir popülasyon artışı gösterirler peki daha sonra ne olur? Giderek yükselen nitrit oranlarına maruz kalan balıklar, aynı amonyak zehirlenmesinde olduğu gibi iştahlarını kaybederler, su yüzeyine toplanırlar, hızlı hızlı nefes almaya çalışırlar. Sanki bir parazitten kurtulmak istiyormuş gibi akvaryum içerisindeki dekorasyonlara, kumlara, taşlara sürtünerek "kaşınırlar". Nitrit nedeni ile kanda biriken “methemoglobin” maddesi, kan rengini kahverengiye çevirir. Bu yüzden balıkların galsamaları kararır, açık renkli balıklarda genel bir kararma, renkli balıklarda renk kaybı olur. (nitrit zehirlenmesi, kahverengi kan hastalığı olarak da bilinir) Maalesef bu belirtiler de çeşitli enfeksiyon belirtileri ile karıştırılmaktadır. Eğer bu aşamada akvaryuma dezenfektan konulursa, zar zor kolonileşen nitrosomonaslar yok olacağından, hızla amonyak seviyeleri de artmaya başlayacaktır. Bu ikisinin bir araya gelmesi de haliyle en dayanıklı balıklar için bile ölümcüldür. Yeni kurulan akvaryumlarda, biyolojik filtre (bakteri kolonileri) gelişip, azot döngüsü oturuna kadar görülen bu ölümlere “Yeni Akvaryum Sendromu” denmektedir.

Betta Balıklarında Wild Caught ve F numaralandırma

Alıntı: VeteranBetta Kemal Çelik arkadaşımızın yazısıdır. Bugün bir konuda görmüştüm, yazalım istedim;Wild Caught nedir?F0 nedir?F1, F2, F3 olarak giden şey nedir?Wild Caught, doğadan, gölden, akarsudan, nehirden, denizden alıp balığı akvaryumunuza attınız ya, işte o balığa WC yani yabandan yakalanmış balık denir.F0 ise, üretim yapacağınız durumlarda, balıklarınızın anne babasını ister seçin, ister rastgele almış olun, üretime ilk başlarken, seçmiş olduğunuz anne - babaya üretimi takip etmek üzere sınıflandırıp, daha kolay takibini yapmak için verdiğimiz isimden ibarettir.Ben Kemal Çelik, kç0 dedim piyasaya kç0 balıklar attım, haydi bre tutar mı? Tutmaz neden F0 değil ya bunlar!!!:D Yok öyle bişey, kısacası F0 dediğimiz şey seçtiğiniz anne - baba adayı balıklardır. (1, 2, 3, 4, diye gidense nesildir, aşağıda anlattım)F1, F0'ın yavruları olurF2, F1'in yavruları veya anne - babadan biri x F1 yavrulardan biriyle eşleşip ortaya çıkan nesildir.F3, F2'nin yavruları veya anne - babadan biri x F2 yavrulardan biri eşlemesinden ortaya çıkan nesildir....Gibi gibi uzayarak giden bir linebreeding'in (kan iyileştirme çalışmalarının) kolay ifade edilmesi, kan takibi yapılırken bunun kolay formüle edilmesi için kullanılan ifadelerdir.Temel olarak resmiyette F0, F1, F2, F3 olarak geçer, sen istersen "pırasa" de  :)Ek not:Malesef pek çok yabancı forum da dahil olmak üzere, F0 ve Wild Caught meselesine pek derinlemesine yer vermiyor. Verse de F0'ı Wild Caught ile aynı kefeye koyuyor. Ancak bu durum kabaca tabirleri içeren ve mantığını aslında anlamamız gereken bir durumdur.F0 = Wild Caught olabilir de olmayabilir de.F0 dediğimiz şey anne - babasını bilmediğimiz herhangi bir çifte verdiğimiz isim de olabilir.F0 anne babası wild caught olan bir jenerasyondan gelen balıkları da temsil ediyor olabilir.F0 seçtiğiniz, üreticiden aldığınız anne babası bilinen bir kandan kopan iki balık da olmuş olabilir.Yani F0 hemen herşey olabilir ama Wild Caught = Wild Caught'tur :) Yabani olan hayvan, yabandan yakalanır.

Betta Balığı için Başlangıç

Öncelikle minimum 2 litre ile 5 litre arası akvaryum veya betta kabı edinmeniz gerekir. fanus veya oval kavanoz tarzı yaşam alanlarını tercih etmeyin. ardından betta balıklarına özel yemlerden en az 3 farklı yem alın. çünkü betta balıklarına tek çeşit yem vermek sorun yaratmaktadır. arada haşlanmış bezelye içi verebilirsiniz. bir betta balığı sever olarak mutlaka kış günleri için karbon ısıtıcınız olsun. su sıcaklığı kontrol etmek için elinizin altında bir su ısısını ölçen termometrede hazır bekletin. akvaryuma betta balıklarını rahatlatmak için biraz catappa yaprağı atmalısınız. şimdi sıra geldi betta balığı çeşitlerinden birini seçmeye. şubat 2019 itibariyle bir beta balığı minimum 15tl'den 200tl'ye kadar çıkmaktadır. balıkların nadirliğine ve gensel özelliklerine göre bu fiyatlar değişmektedir. unutmayın bir betta akvaryumunda sadece bir erkek betta besleyebilirsiniz. birden fazla betta bakacaksanız birden fazla küçük akvaryum veya betta kabı almanız şart. kimi betta severler catappa yaprağı koyduktan sonra su düzenleyicisi koymamaktalar. ben her ihtimale karşı az seviyede su düzenleyiciside ekliyorum. su değişimini düzenli yapmanız gerekmektedir. hafta bir %50 veya 3-4 günde bir %20 şeklinde yapabilirsiniz. fazla yem atmamaya özen gösterin balıkların beslenirken gösterdiği davranışları inceleyin betta balığı doyduğu zaman yemlenmeyi bırakacaktır. betta balığı çeşitleri çok fazla sayıda var. Half Moon, Full Moon, Plakat, Crown Tail ve bir çok alt isimlendirmede mevcut. ilk defa betta balığı bakacaksanız birden fazla betta almamanızı tavsiye ederim. en azından bir seneyi doldurduktan sonra ve balık bakma disiplinine alıştıktan sonra betta balıklarınızın sayısını arttırabilirsiniz.  

Betta Bakımı için Bilinmesi Gerekenler

Yazı Alıntıdır: Betta Türkiye Facebook Grubu - VeteranBetta Kemal Çelik (Kaynak) Genel olarak bir bettaya bakarken, ihtiyacımız olabilecek bazı hatırlatmaları yapmak isterim; farklı fikir ve deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz elbette, memnuniyet duyarız. Çeşme suyunun yetersiz olduğu durumlar olabilir. Öncelikle betta bakarken bu durumu halletmeliyiz. Gerekirse su düzenleyicileri kullanmalıyız. İz elementleri eklemeliyiz derim. ✅Su sıcaklığı ve hacmi: 24 - 28 arası sabit sıcaklık. Ve bu sıcaklığı sağlayabileceğimiz 40 - 45 litreyi aşmayacak bir hacim. Sayı arttığı takdirde hacim 3 litrelere kadar düşebilmekte. Bilgi ve deneyimle uygulanan üreticilerin yöntemidir. Hobidaşlarımız ilk zamanlarda bunu denememelidirler. Hacim küçüldükçe bakım zorlaşır, su değişimini her gün yapmamız gerekir. Yoksa yüzgeçlerde yıpranma ve erime görürüz. Ani ölümler yaşayabiliriz. ✅Betta solüsyonu kullanımı: BettaSpa veya Betta Bonny veya Betta Minerals ürünlerinden birine sahip olalım ve sularında "sürekli" kullanalım. Bettaların yüzgeçlerinin erimemesi için yıpranmaması için sürekli taze suya ve bol minerale ihtiyaçları vardır. Mineral ihtiyaçlarını gidermek için çeşme suyuyla değişim yapmak yeterli değildir, solüsyon eklemesi yapmak durumundayız. ✅Yem kullanımı: Kaliteli yemler kullanmalıyız ve bunlar betta yemi olmalı, Atison BettaPro Hikari Betta Bio-Gold Omega Betta Pellets New Life Spectrum Betta Formula gibi ürünlerden bir ya da imkan varsa birkaçı - hepsini temin edip, dönüşümlü olarak günlük beslemelerini bu granüllerle yapmaya özen gösterelim. ✅Canlı yem - donmuş yem: Granül yemler tek başına bettaların formunu korumasında yeterli olmayabilir veya sindirim sistemleri için başa çıkmakta güçlük çekebilirler, bu durumda canlı yem ve donmuş yemleri her gün en azından bir öğün vermek faydalı olur. Artemia, su piresi, tubifex kullanabileceğimiz canlı yemlerdendir. Donmuş yem olarak, kan kurdu, tubifex, yetişkin artemia, su piresi kullanabiliriz. ✅Su değişim sıklığı ve catappa, meşe, çınar yaprağı kullanımı: Su değişim sıklığı yüzgeç yıpranmasına en büyük etkenlerdendir, aksatılmadan 2 - 3 günde bir yapılmalıdır ve mümkün mertebe bettalarda su değişimi yüksek oranlarda yapılmalıdır (%50 - 80 arası), dinlenmiş çeşme suyu kullanılarak catappa, çınar, meşe yapraklarından faydalanıp suya tanin verip, betta solüsyonu kullanıp suya mineral vereceğimiz suları kullanmalıyız. ✅Tuz kullanımı: İyotsuz kaya tuzunu 1 litre için çeyrek çay kaşığı olacak şekilde sürekli olarak kullanabiliriz, iyotsuz olması kesinlikle ama kesinlikle şarttır, alırken bunu özellikle vurgulamaya özen gösterelim ve su değişimlerinde bu oranı koruyacak şekilde suyu hazırlayalım. Bitkili akvaryumlarda mineral takviyesini tuzla değil, mineral solüsyonlarıyla yapalım. Dediklerime dikkat edersek bettalarımızın yüzgeçlerinde yıpranma, erime görmeyiz, keza bu şartları sağlayan hobicilerimizin ben böyle sorunlar yaşadığına şahit olmuyorum ve kendim de bu şartları sağlayarak kuyruk ve yüzgeçlerde erime, yıpranma yaşamıyorum