Volkan Atasever

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve daha bir çok yazılarım...

12. MEB Uluslararası Robot Yarışmasındaydık

clock Mayıs 13, 2018 08:38 by author Volkan Atasever

Dr. Vasıf Topçu Fen Lisesi Yazılım ve Robotik derslerini vermem dolayısıyla 12. MEB Ululararasıı robot yarışmasında danışman olarak yer aldım.

 

 



Bir de Benim için Akademik Rakı Çek!

clock Nisan 25, 2018 17:41 by author Volkan Atasever

Haber Şile Gazetesindeki Köşe Yazım

Bu yazımda üç ana konu başlığı üzerinde duracağım. Teknokentler, Akademisyenler ve Yapamazsıncılar.

Bugüne kadar teknokentler yüksek teknoloji üreteceğinden vergilerden muaf tutuldu ve tutulmaya devam ediyor. İşçi SGK primleri teşvik kapsamında aynı zamanda maaş vergileri de. Bu güzide kurumlarımızda kaliteli ve gerçekten ar-ge yapan firmalar olduğu gibi kan emici sülük firmalarda bulunmakta.

Kısa bir bilgi verip kaldığım yerden ana konumuza geri dönelim. Tüm cep telefonlarımın hattı Turkcell’dir. Turkcell’in platinum müşteri hizmetleri ve müşteri memnuniyeti konusunda çok memnunum. Turkcell aslında baz istasyonları kurarak ve çağrı hizmeti veren aynı zamanda cihaz kampanyaları düzenleyen bir şirket. Kısaca yaptığı tek şey yurtdışı ürünlerini Türkçeleştirip burada hizmete sunmak. Tabi tamamen yerli yaptığı küçük yazılımlar vardır ama bazı ürünlerin bile Hollanda menşeili olmasını görmezden geliyorum.

Turkcell arge yaptığını iddia ederek ar-ge teşviklerinden yararlanıyor. Yaptığı ar-ge ise yıllarca çin menşeili huawei firmasının ürünlerine marka basmak oldu. Baya gerçekçi bir arge olsa gerek ki huawei türkiyede teknoloji üssü kurmak için imtiyazlarını aldı ve koca bir çağrı merkezi kurdu.

Teknokentler deki bir kısım firma ki bunların içinde artık özel olan türk telekomun yazılım firmaları da var arge teşvikleri almaktadır. Çevrenizde ne kadar ar-ge sonucu üretilmiş gerçek bir ürün ve inovasyon görüyorsunuz takdiri size bırakıyorum.

İkinci konu ise akademisyenler. İyi olanları tenzih etmek isterim ama öğrencilik yaşlarımı geçtiğim için üstüne alınan varsa kendi sorunudur yoksa zaten söylediğim kalıba girmeyen akademisyen kategorisindedir.

Tam sayısını hatırlamamakla beraber bu zamana kadar 18 üniversitede seminer ve/veya eğitim tarzı workshoplar verdim. Burnundan kıl aldırmayan egosu tavan akademisyenlerimiz sayesinde bazı üniversitelerde öğrencilerin okudukları okulların dershane olarak nitelendirdiğini gördüm. Öğrencinin deyimiyle bu dershanelerin geniş kampüsleri var fakat eğitim içeriğine baktığımızda tamamen felaket ile karşılaşıyoruz. Tabi ki her sene eğitim kalitesi yükseliyor. Sebebi aynı hocanın verdiği ders hakkında bilgisi olmadan senelerce sınıfa sokulması sonunda o konu hakkında uzmanlaşmak zorunda kalması. E tabi eşekte olsa dile gelirdi seneler içinde. Konusunda uzman profesörler veya doktor sayısı o kadar az ki bunu ülkemizin bilimsel yayın sayısından anlayabilirsiniz. Öğrenciler boşuna dershane benzetmesi yapmıyorlar. Çoğu bilimsel çalışmayı unvan almak için göstermelik yapıyor. Tabi unutmadan bir akademik makalelere tren yapmak ve birbirlerinin makalelerinde birer isim fazla yazarak meslektaşları ile makale sayılarını arttırma çabaları var.

Tekrar etmek istiyorum değerli ve gerçekten işini yapan hocalarımız alınmayacak aksine çevresinde benzer meslektaşları hatırlayacaklardır.

Bir de yapamazsıncı akademisyenler vardır. Bunlara değişik görevler verilir devletin bazı kurumlarında veya o kurumlarda çalışan en az yüksek lisans yapmış çalışanlardır. İnanın narsistlik veya ego tatmini arayan bir kişiyseniz çok kolay tavsiye ederim bu meslekleri. 1 senede 1 milyon dolar kazanmaktan daha kolay iştir akademisyen veya bu kurumlarda çalışmak. Yeter ki gerekli bölümlerde lisans diplomanız olsun biraz da aklınız. Onlara göre çoğu şey gereksiz çoğu şey yapılmamalı. Bu benim başımdan geçen bir olay. Şirketimde yaptığım bir tübitak projesini izleyicimiz yani hakemimiz gereksiz buldu şimdi büyük bir devlet kurumu bir senedir üzerinde çalışıyor ve televizyonlarda haber olmayı başardı. Tebrikler hocalarım tebrikler… büyük şirketler yapınca alkışlamanızın sebebi oralarda çalışıyor olmanız mı? Yoksa adınızı gazetelerde görmek mi. Merak etmeyin şans eseri bu yazıyı okuyorsanız isminiz olmasa bile hatırlarsınız…

Sözümü bir süreçte çatallarla kaşıklarla ülkeden kovulup öldükten sonra cumhurbaşkanlığı ödülü alan Ahmet Kaya’nın bir şarkısının sözleri ile tamamlamak istiyorum. Epey akademik rakı çekiyorlar çünkü bir de benim için akademik rakı çeksinler. İşte şarkının sözleri;

Genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra

Rahibelere saldırdıktan sonra

Leylakları yaktıktan bulutları gömdükten sonra

Elimize ne geçti?

Akademide bir koltuk ve birde çek defteri

Çek Mustafa çek

Çek çek rakı çek

Senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek?

Müzeleri havalara uçurduktan sonra

Ün peşinde koşup o kadınla yattığımızı düşledikten sonra

Gazetelere geçsin diye adımız yalvar yakar olduktan sonra

Elimize ne geçti?

Akademide bir koltuk ve birde çek defteri

Çek Mustafa çek

Çek çek rakı çek

Senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek?

Çek Mustafa çek

Çek çek rakı çek

Çek birde benim için akademik rakı çek

Çek çek çek çek

Senin ömrün hep böyle çek kesmekle mi geçecek?

 



An Gelir Sorgulanır Yatırımlar ve Hayatımız

clock Nisan 25, 2018 17:40 by author Volkan Atasever

Haber Şile Gazetesindeki Köşe Yazım / Orjinal Link: http://www.silehaberleri.com/?pid=96&aid=282&auid=29

Ucuz bir roman sayfası değil yaşadığımız aslında koca bir okyanus. Kimimiz bir köyde yaşıyor buralarda evinde uydu tv, internet, bilgisayar ve cebinde en iyi telefonla. Son Kullanıcı olarak teknoloji için başka neye ihtiyaç var ki?

Üreten değilseniz bu bahsettiğim cihazlara sahipseniz ha köy de olmuşsunuz ha Amerika da pek bir şey farketmez. Eğer maksat teknoloji üretmekse buna köyden, tarımdan, hayvancılıktan başlamalı!

Zannetmeyin bunların teknoloji ile alakası olmadığını. İki sebepten dolayı tarımda hayvancılıkta teknolojinin kendisidir başlangıcıdır varoluşudur. Sanayi devriminden önce basit ticaret dışında temel ihtiyaçlar bu ikisi değil miydi?

Peki ya şimdi? Tarımı ve hayvancılığı gelişmemiş bir ülke teknolojide gelişebilir mi? İnsanların gelişmediği ve üretmediği bir toplumda teknolojide gelişemez. Köylülerimiz tarım hayvancılık dışında üretime katkıda bulunabiliyorlarsa bu da kabulüm. Buradaki anahtar kelime üretim ve üretkenlik. Bir köylü bunlardan hiç birini yapmıyor ama sayfalarca roman da yazıyor olabilir bu da bir üretim.

Ama köylerin tamamen hiçbir işle uğraşmayan sadece arsaların rayiç bedelinin artmasını bekleyen bir güruhtan oluşması bizim için de yıkımdır. Biz dediğime bakmayın burada ki biz hepimiz yani ülkemizdir. Eğer sektörde üretim artarsa devinim artacak ve bu sayede diğer sektörlerde bu pastadan payını alacaktır.

Tarım da artık basit bir olgu değil. Artık akıllı tarım endüstrisi oluştu. Akıllı sulama sistemleri, cep telefonundan kontrol edilen nem sıcaklı ölçüleri ve bilgileri işleyerek tarıma da yeni bir soluk geldi.

Hayvancılıkta da teknolojiyi kullanmak zor değil veya ıssız bir köyde hayvancılık yaparken yatırım yapıp bir peynir veya kaşar fabrikası açarak sektörde bir numaraya gelmekte imkansız değil. Yurtdışında örneklerini gördük hem de içimizden biri bunu chobani yoğurtları ile başardı. Peki biz ne yapıyoruz sadece günümüzü kahvede boş boş oturarak harcayacak zamanımız var mı?

Üretim yapmayanın kahve de siyaset konuşmaya da hakkı olduğunu düşünmüyorum. Üretim yapmak sektöre katkıda bulunmak inanın zor değil. Bir ev kadını da varoluşunu sürdürebilmek için ev işi yapar ve evde ailesine yemek hazırlıyorsa bu da bir üretim ve aileye katkıdır. 4 kişilik bir ailede sadece 1 kişi ev işi yapıyor, yemek hazırlıyor her tarafa koşturuyor ama geri kalan aile fertleri katkıda bulunmuyorsa bu da ölümdür.

Üretmekte teknolojide düşünmekle başlar, ikinci adım söylemek ve eyleme geçmektir. Bununla ilgili Mohandas Karamçand Gandhi’nin bir sözü çok hoşuma gider. Unutmayın her şey söyleme ve düşünceyle başlar ve kader ile biter. Kaderinizi gerçeklemek için üretim söylemleri sadece bir bireyi değil tüm ülkeyi kalkındırır. Çünkü toplum bireylerde oluşur.

 

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür...

Düşüncelerinize dikkat edin; Duygularınıza dönüşür...

Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...

Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür..

Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür..

Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...

Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...

 

Bireysel olarak köyde bile teknoloji üretim katkılarımız olabiliyorken 19 şirketin özellikle devlet tarafından özel bir statüye alınıp destek verilmesi kanıma dokundu açıkçası. Evet katkısı olmasını bekliyoruz ülkeye aksini değil ama benimde bir şirketim var ahmet’in, mehmet’inde bir şirketi var. Kime göre neye göre bu teşvikler veriliyor ve neden 19 şirket. Bir ülkede teşvik dahil hiçbir yatırım standardize edilmeden verilmemeli. Desteklerden birini alan Vestel şirketi. Tüm şirketler hakkında ahkam kesecek kapasiteye sahip değilim ama en azından Vestel iyi tanıdığım şirketlerden biri. Yurtdışından çin malı anakartlart, tv kartları, led panelleri alıp montaj yapabilen bir şirket. 80 ‘lerde dahi Vestel markası yurtdışı bir firmanın bilgisayarını ithal edip kendi markasını basarak piyasaya sürmüştü. 80’lerden beri ne değişti. Benim küçük şirketim dahi o kadar yatırımla devletin istediği teknolojileri yapmaya muktedir olurdu. Dikkat edin ben teknoloji yazarıyım ve siyaset konuşmaktan haz etmem. Hükümetler geçici ve devlet bakidir bunu bilir bunu söylerim. Benim bildiğim devlet bunu bir kanunla veya bir yönetmelikle standardize etmektense oldu bitti ile duyurmayı tercih etti. Medyanın şaklaban tv kanalları da ağzından salyalar akarak bunu tv ekranında bizim üstümüze resmen kustu. Medyayı gözünüzde büyütmeyin. Üçkağıtçı dolandırıcı dahi olsanız ve söyleminiz ilgi çekiciyse haber olma şansınız çok yüksek zaten. Velhasıl gelelim asıl konumuza montajcı yerli malı şirketimiz iyi bir destek almış yine peki diğer firmalar? O sektörlerde olanlar o firmaları da az çok tanıyordur. Araştırırsanız alternatifleri olduğu da hemen gözünüze çarpacaktır. Mesela vestel’in telefon kanadında alternatifi general mobile bana göre vestel’in çakma çin telefonlarından çok daha iyi cihazlar üretiyor. En azından içinde bolca yerli yazılım bulunuyor.

Şair Atilla İlhan bir şiirinde şöyle demiştir;

görünmez bir mezarlıktır zaman

şairler dolaşır saf saf

tenhalarında şiir söyleyerek

kim duysa / korkudan ölür

-tahrip gücü yüksek-

saatli bir bombadır patlar

an gelir Attila ölür

 

biz ülkenin yurttaşları ve üretenleri de tenhalarda şiirlerimizi söylüyoruz. Bazen yerel bir gazete sayfasında bazen bir internet sitesin ama tahrip gücü yüksektir üretenlerin kaleminin. An gelir yatırımlar ve hayatımız ölür. Atilla İlhan’ın dediği gibi….



Haber Şile Gazetesi Köşe Yazım

clock Nisan 10, 2018 04:02 by author Volkan Atasever

Haberin orjinal linki için: http://www.silehaberleri.com/?pid=96&aid=281&auid=29

Bir bilgisayar mühendisiyim. 1984 doğumlu olup ilkokul 2. Sınıfa giderken yani 1992 senesinde ilk bilgisayar kursuma ve programlama kursuna gitmiştim. O yıllarda home computer devrimi olmuş ve her eve bilgisayar girmeye başlamıştı. Bilgisayar ve bilişim devrimi başlamıştı. O yıllarda mesleğimi seçmeye karar vermiş ve bilgisayar mühendisi olacağımdan bahsediyordum.

Yıllar geçti o çocukluk yıllarımdaki teknolojiler çöpe giderken bu teknolojilerin üstüne katarak inanılmaz bilgi işlem gücüne sahip işlemciler çıkıyordu. Mobil uygulamalar ve mobil dünya daha revaçta olmadan pda’m üstünden maillerime bakıyordum ve bunu bir alışkanlık haline getirmiştim. Uygulamalar yüklüyor ve bir kısmını da yazıyordum.

Bu dönemlerde inanılmaz sıçramalar oldu facebook, twitter vs. uygulamalar ile sosyal medya patlaması. Hatta arap baharı gibi devrimler bile bu mecralar üzerinden ateşlendi. O yıllarda bilişim devrimini kaçırıyoruz herkes öncüsü olmalı diyordum. Bu öğrencilik yıllarıma geliyordu. O zaman endüstri 4.0 gibi trendlerin esamesi okunmuyordu. Nesnelerin interneti gibi teknolojik gelişmelerse hala başlamamıştı. O zaman savunma sanayinde bir atılımımızda yoktu. Belki çakar almaz tüfeklere alternatif modern tüfek üretimi dışında haberler hatırlamıyorum.

Peki ne oldu?

O yıllardan beri sanayi devrimini kaçıran ülkemiz bilişim devrimini kaçırmamalı şeklinde üniversitelerde seminerler verirken ve kitaplar yazarken ne oldu da bu devriminde kaçış noktasının son aşamasındayız. Bana göre artık kaçtı. Çünkü o dönem bolca inşaat sektörü iş yapıyordu. Kimse teknolojiye para yatırmayı düşünmüyordu. Turkcell ve Telekom gibi birkaç sektör arge yapmadan o yıllarda teknolojinin öncüsü rolünü üstleniyordu. Sadece bir tekelleşme bana göre ve tamamen hava ile pompalanmış reklamları ile bilişim devrimini yakaladığımız izlenimi veriliyordu. İnşaata yatırmak varken parayı bir yatırımcı neden teknolojiye para yatırıp bu riske girsin ki. Sonuçta çoğu kişi için facebook bile bir web sitesi. Onlara göre liseye giden ali de 100tl ye web sitesi yapabilir. Zaten teknoloji 100tl ye yapılan web sitesinden ibaret değil mi?

Bunun sonucu tarihe geçecek ve torunlarımızın sanayi devrimini kaçırdıktan sonra bilişim devrimini de kaçırdık söylemleri tarih kitaplarında yerini alacaktır. Şu anda savunma sanayide iha’lar ve çok kaliteli çalışmalar yapılmakta. Fakat bu çalışmaların başlayacağı yıl 2006 senesi olmalıydı 2016 senesi değil!

Bilişim devrimini kaçırmamız bu sefer devlet eliyle değil insanımız eliyle yapılmıştır. Kolay para kazanmak ve bu sayede kendi konfor alanını yaratmak isteyen insanımız tarafından.

Bilişim devrimi sadece online hizmetler değil kısaca örnek verecek olursam önce iphone parmak izlerimizi topladı ardından facebook ve mobil cihazlar yüz verilerimizi. Whatsapp, Skype ve facebook Messenger ses verilerimizi topladı. Ve koca bir kültürün analizini çıkartabilecek verilere yazdığımız mesajlar sayesinde sahipler. Bu şirketlerin menşei ise United States of America! Cem yılmazın bir parodisinde dediği gibi CIA mangal yapan bir kişiyi takip etmiyor! Ama koca bir kültürün tüm sosyal, ekonomik ve kültürel içeriklerine sahip. Bu sadece ülkemizle sınırlıda değil. Bunun örneklerini de kısa bir süre önce seçim kampanyalarını manipüle etmek için kullandıklarını görüyoruz.

İleri de teknoloji daha da gelişecek bir senaryo kuracak olursak Amerikan hava alanına iner inmez yüzünüz tanımlanacak ve operatörle konuşmanızdan sesiniz tanımlanacak. Ardından facebook beğenmeleriniz analiz edilecek. Eğilimleriniz ve tehlike limitleriniz belirlenecek. Herkesin fişlendiği bir dünyaya hoşgeldiniz…

Bilişim devrimini kaçırmak sadece ekonomik değil her alanda kendisini hissettirecek bir kelebek etkisidir. Umarım bir mucize olur ve bu devrimi son anda yakalarız.



Benden Bir "Merhaba Dostlarım" Mesajı

clock Şubat 27, 2018 04:22 by author Volkan Atasever

Bir müddettir BizimFM Şile Radyosunda TeknoMagazin programının yapımcılığını ve sunuculuğunu yapmaktayım. Aynı zamanda Dr. Vasıf Topçu Lisesinde Yazılım ve Robotik kurslarını veriyorum. Bununla birlikte 8-15 yaş grubu için Software4Galaxy şirketimizin eğitim departmanı Academy4Galaxy altında 8-15 yaş grubuna da Kadıköy’deki sınıfımızda eğitimler vermekteyim. Tabi ki ana işim ise yoğun olarak sürmekte. Yani proje, mobil uygulamalar ve web uygulamaları yapmaya hızla devam ederken teknoloji çözümleri üretmekteyiz.

Bunları asıl anlatmamın sebebi siz dostlarımla bir arada olurken mutlu olmam. Bu mutluluğumun sebebi ise her alanda yaptığım işlerden bahsederken içimdeki aşkı hissetmem. İşimi seviyorum ve hep yeni boyutlar katma derdindeyim. Bir lise de ders verirken amacım ülkenin geleceğini oluşturacak genç fidanların gelecek öngörülerinin oluşması ve geleceğin teknoloji ile geleceğini bilmesinden ötürüdür. Bir radyo programın da TeknoMagazin isimli bir program yapmamda ki amaç ise teknoloji ve bilim dünyası hakkında insanları bilinçlendirmek ve aydınlatmaktır. Unutmayın vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır. Geleceğini ve çocuklarını seven ise gelecek için bir fidan eğitmekten geçer.

Bazen düşünürüm geçmişimizde Mimar Sinan gibi bir ünlü mimar çıkartmışız fakat bu asırlara meydan okuyarak yapılar inşa eden değerli adam neden en azından 3 kişi daha yaşlılığında yetiştirmemiştir. Eğer yetiştirmiş olsa bugün sadece Mimar Sinan’dan bahsetmeyecektik. Aynı zamanda ülkenin silüeti bile emin olun çok farklı olacaktı.

İşime aşığım demiştim. Bir bilgisayar mühendisiyim ve yazılım şirketim Software4Galaxy ile çalışmalara başlarken amacım çok zengin olmak değildi. Amacım Ar-Ge yapabilmek kendi projelerimi de hayata geçirebilme fırsatını yakalamaktı. Bunu kısmen de olsa Tübitak projeleri ve Ar-Ge projeleri yaparak gerçekleştirdim. Aynı zamanda müşterilere en kaliteli yazılımı sunma konusunda da çalışmalarımıza tüm hızıyla devam ederken içimdeki aşkta sönmemekte. Aksine daha da parlamaktadır.

Bir fidanı sularken aynı zaman da hayat amacımı gerçekleştirmek için de uğraşmaktayım. Dikkat edin hedeflerim, kısa ve uzun vadeli planlarım var fakat hayat amacına ulaşmak zorunda değilsiniz. Hayat amacı karanlık gecelerde sizin yolunuzu aydınlatır. Hayat amacı bir plan veya hedef değildir. Benim hayat amacım o kadar ulaşılmaz gözükebilir ki söylesem deli dersiniz belki de…

Karıncaya sormuşlar nereye gidiyorsun diye, o da hacca gidiyorum diye cevaplamış. Soranlar da bu hızla ve bu küçük adımlarla oraya ulaşamazsın demişler. Karınca da olsun hiç olmazsa o yolda ölürüm demiş.

Karınca dan farkımız uğruna ölecek idealler veya yollar yerine o amaca ulaşmak için yaşamak olmalıdır. Yaşamalıyız ki ideallerimizi gerçekleştirelim. Her çalışmamızı yaptıktan sonra yine de ulaşamıyorsak en azından içimizden keşke gibi bir düşünce geçmeyecektir.

Unutmayın sizde gelecek fidanlara yol açın. Unutmayın siz de hayat amacınız için çalışın. Unutmayın sizde aşık olduğunuz işi yapın. Düşseniz de kalksanız da başarıya giden hiçbir yol dümdüz değildir. Günün sonunda sizi değerlendirecekleri tek özellik yolun sonuna varıp varmadığınız olacaktır.



Volkan Atasever Kimdir ?

E-Mail: volkan(et)volkanatasever.com

Genel Müdür/S4G 
Bilgisayar Mühendisi

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve bir çok kategoride yazılarım...

Yazılım Kitaplarım

   

Şiir Kitaplarım

Dergi Yazılarım

 

Sosyal Ağlarım

 

 

 

 

Retro Bilgisayar Dergimiz

Türkçe Retro Bilgisayar dergimiz haziran 2016'da ilk sayısını çıkardı. ilk sayı yeni bir internet sitesinden tekrar yayınlanacaktır. Retro camiası tüm dünyada oldukça eğlenceli bir camia. Sizde katkıda bulunmak isterseniz bana mail atmanız yeterli. Dergimiz PDF formatında ve tamamen ücretsizdir.

Yasal Bilgi

Sitedeki yazıları,kodlar ve diğer materyaller Volkan Atasever'e aittir. Yazarı ve siteyi kaynak göstererek yazıları paylaşabilirsiniz.  Copyright(c)2004-2017

Sign In

Yazılım