Volkan Atasever

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve daha bir çok yazılarım...

Barack Obama vs. Binali Yıldırım

clock Ocak 26, 2014 23:32 by author Volkan Atasever

 

Sanayi devrimini kaçıran güzel ülkem bilişim devriminde de 10 sene geç kalmıştır. Daha kaç sene geçmesini bekleyeceğiz? 100 sene mi?

Geçen ay bilgisayarın dünü ve bugününü konu alan bir yazı yazmıştım. Bu bağlamda bu teknolojiye çabucak adapte olduğumuz gerçeği yadsınamaz. Özellikle Özal’lı günlerde ülkemize yeni bilgisayarlar geldiğinde bunların açılışı yapılıyordu. Şu anda oldukça mesafe katettiğimzi söylenebilir.

Ülkemiz bilgisayar kullanmaya çoktan hazırdı sanki. Tv’de dizi izlemek yerine youtube’da kaçırdığı dizileri izlemek daha keyifliydi. Artık binlerce porno (!) içerik de elimizin altındaydı. O zaman internetin faydasını ve bilgisayar devrimini daha iyi bir kavradık. Ülkemiz ise 60’lardan beri süregelen bu devrimleri yine izliyor sanki sanayi devrimini kaçırdığı gibi billişim devriminin farkında olmadan el sallıyordu. Bugün Hindistan’ın ne kadar kaliteli yazılım ürettiği tartışılsa da bizden ileride olduğu gerçeğini değiştiremez. Bilgisayar mantıksal devrimini tamamladı. Elbette gelişmeler olacak. Beyin sinyallerimizden verdiğimiz komutları algılayabilecek. Zaten hali hazırda bu tarz çalışmalar mevcut. Bu daha düşük maliyetlerle yapıldığında klavye ve mouse yerine sadece düşünerek bilgisayar kullanacağız. Unutulmayacak olan ise insan-makine iletişiminin değişiklikler arzetsede artarak devam edeceği. Şunu bilmemiz gerekir ki bilgisayarın çalışması için gerekli olan hammaddenin yazılım olduğudur. Yazılımın hammaddesi ise insandır. Bu teknolojilerde ülke olarak yerimizi alabilmemiz için temel hammadenin yapımcılarına verimli çalışma imkanı sunmak zorundayız. Ülkemizdeki AR-GE faaliyetlerin gelişmiş ülkelere oranla çok düşük olması ise bu devrimde imzamızı eklemek için çok büyük bir dezavantaj. Ne yazık ki güzel ülkemde bilgisayar mühendisliği kavramı ile yazılım mühendisliği kavramı içiçe geçmiş durumda. Bilgisayar Mühendisleri, farklı işkollarında çalışma yapabilsede iş birşeyler üretmeye gelince yazılımla sınırlı kalmak durumunda kalıyorlar. Bizim A.B.D. deki intel veya amd gibi işlemci üreten firmalarımız ar-ge yapan microchip gibi firmalarımız ne yazık ki yok. Baştanda söylediğim gibi imza atabileceğimiz en büyük alan yazılım. Herşeye rağmen umutla bakabileceğimiz ve şu günlerde yazılım alanında hızla artan sayıda firmalar görebilmekteyiz. İşlerini hakkıyla yapabilirlerse bizde bu oyunda varız diyebileceğiz. Hatta ülkemizde lokomotif durumuna gelmiş belli başlı yazılım firmalarıda doğdu. Bilişim sektöründe eskiden akademik alan daha fazla söz sahibiyken bugüne baktığımızda özel sektörün öncü konumunu görüyoruz. Bu konuda ise akademisyenlere daha fazla iş düşüyor dünya literatürüne bu alanda daha fazla katkı yaptığımız zaman güzel ülkemde birşeyler değişebiliyor diyebileceğim.

Ama ne yazıkki yazılım ve teknoloji konusunda ülkemizde zihniyet problemleri yaşamaktayız. A.B.D. Başkanı Barack Obama’nı bilişim sektörüyle ilgili konuşmalarında biri şu şekildeydi; “Herkese merhaba. Bu hafta Amerika'daki okullarda bilgisayar bilimini destekleten öğretmenlerle, öğrencilerle, iş yerleriyle ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldiğim için çok gururluyum. Bu becerileri öğrenmek sadece geleceğiniz için değil ülkemizin geleceği için de önemlidir. Eğer Amerika'nın en ileri seviyede kalmasını istiyorsak, kullandığımız metodları değiştirecek araçlar ve teknolojide uzmanlaşacak sizin gibi genç Amerikalılara ihtiyacımız var. Bu yüzden sizin de buna katılmanızı istiyorum. sadece yeni bir oyun satın almayın, bir tane de siz yapın. Sadece çıkan yeni bir uygulamayı indirmeyin, tasarlanmasında yardımcı olun. Sadece telefonunuzla oynamayın, onu programlayın. Hiç kimse bir bilgisayar bilimcisi olarak doğmaz. Ama biraz sıkı çalışma, biraz matematik ve bilim ile, herkes bilgisayar bilimcisi olabilir. Bu hafta bunu deneme şansınız var. Ve kimsenin "yapamazsın" demesine izin vermeyin. İster genç bir erkek ya da genç bir kız olun, ister şehirde ister kırsalda yaşayın, bilgisayarlar geleceğin çok büyük bir parçası olacak. Ve eğer iş yapmaya ve sıkı çalışmaya niyetliyseniz, geleceği şekillendirecek olanlar da sizlersiniz. Herkese teşekkürler.”

Malesef Girne Amerikan Üniversitesi, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi, Cumhuriyrt Üniversitesi, Yozgat Bozok Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi, Kırklareli Üniversitesi, Almanya Berlin Teknik Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Dünya Denizcilik Üniversitesi son olarak 2013 yılında da Okan Üniversitesinden Fahri Doktora alan Binali Yıldırım ise Bulut bilişimi hakkında;

"Bu bulut sistemi dedikleri bir şey var son zamanlarda. Herkes oraya birşey atıyor Herkes işine geleni alıp kullanıyor. Sistematik birşey yok ortada herkes abur cubur dolduruyor. Bu bilişim fazla kafayı yorarsan sıyırırsın. Kullanacaksın nimetlerinden yararlanıp işini göreceksin. Kafayı taktınmı işte o zaman işin kötü. Çok fazla hikmetine şey yapmamak lazım" şeklinde söylemiyle ülkenin siyasetinin teknolojiye bakış açısını ortaya koymuştur.



Bilgisayarın Dünü Bugünü

clock Ocak 3, 2014 02:14 by author Volkan Atasever

 

Bilgisayar dünyasına geçimişden günümüze hızlı bir bakış atıyoruz. Nereden nereye geldik?

Bilgisayarların 1950 ve 60’lı yıllardaki hantal dönemleri 80’lerin başlamasıyla beraber kendini minimize etmeyi başarmıştı. Bir yıllık bilgisayar satışının sadece 6 tane olduğu ve bunlarında büyük ölçekli firmalarda konumlandırıldığı yıllar 80 lerle beraber tarihe karışmıştı. Yeni bir çağ açılmış ve Home Computer dönemine girmiştik. 8 Bit teknolojisi inanılmazdı. Teknolojide bir çığır açan data kasetleri, müzik kasetleri ile benzerliğinden öte aynısıydı. 30’lu yaşlarda veya daha büyük bilgisayar tutkunları bu dönemi iyi hatırlayacaklardır.

 Bu sayede bilgisayar kavramı toplumumuza yerleşmiş ve inanılmaz satış rakamları yakalamıştır. Kimimizin Bilgisayar Mühendisi kimimizin grafiker kimimizin ise Elektronik Mühendisi olacağını o günler belirlemişti. Bazıları ise

10 print”merhaba dünya”

20 goto 10

satırları ile veda etmişti profosyonel yazılım ve bilgisayar dünyasına. Sadece son kullanıcı olacağına karar vermişti. İyi veya kötü bir eğlence aracımız olacaktı. O zamanlar için oyunlar birincil merkezimizken arada teknoloji harikası programlar çıkardı. Bu programlardan bazıları bilgisayarı konuşturmamıza yarar ve ilk yazdığımız şeyler ingilizce telefuzla konuşan bilgisayara türkçe küfürler söyletmek olurdu.

 

Ardından 90’lı yılların sonunda internet ile tanıştık. İlk önceleri fazla ilgi çekmemişti. Aileler önemini anlayamadığı gibi astronomik telefon paraları da bu teknolojiye fazla yaklaşmamamız konusunda uyarıyordu. Banu Alkan ve IXIR reklamı olmasa büyüklerimiz internetin ne kadar gerekli ve her kesimden insanın kullanması gerektiğini anlayamayacaktı belkide. Internet ile birlikte bir Mahir fırtınası da esmişti tabi. Internetin anahtarını bir türk almıştı. Bu ödül ona ne getirdi ne götürdü bilinmez ama I kiss you web sayfası ile çok güldüğümüz gerçeği de unutulamaz. Bilgisayarlar ise bu teknolojik gelişmeler olurken donanımsal açıdan da bir atağa kalkmıştı. 486 serisi tarih olmuş. Pentium 100’ler doyuma ulaşmış ve pentium’un diğer versiyonları intel tarafından bir bir çıkarılmaktayken biz de bilgisayarlarımızı upgrade etmek için uğraşır durur olmuştuk. Home Computer efsanesi bir PC olarak karşımızdaydı ve her evde vardı. Internetin ülkemizde yaygınlaşmasıyla bilgisayar kullanımı tırmanışını hızla sürdürdü. Günümüze kadar olan yolculuğunu tamamladı. Artık yeni teknolojiler ile biçim değiştirmeye başladı.

 

Bir çağ atlama kronolijisi sıralarsak internet en önemli yeri alacaktır. Notebook’ların alınabilir seviyelere inmesi ve 1000 dolar psikolojik seviyesine düşmesi de bu zamanlara rastlar. Notebook’larla beraber Wireless teknolojisi bizi esir almıştı. Kimimiz starbucksta bir kahve eşliğinde notebook açıp çalışmayı tercih etmişti. Kültürümüzde sonradan eklenen ve yerleşen bir kavram oldu, bu çalışma biçimi. Kahve veya internet cafe kültürünün öldüğü kahve eşliğinde internet keyfi bizi bizden almıştı. Hem de ücretsizdi. Ücretsiz olan herşeyi kaba tabiriyle bedavayı seven bir toplum olduğumuz için ücretsiz wireless ile internete daha fazla ısındık.

Ardından Web 2.0’ın getirisi olan sosyal paylaşım ağları hayatımıza girdi. Facebook en bilineni iken sadece bize özel kız tavlama mantığını da literatürümüzden çıkarıyordu. Gerçekten sosyalleşiyorduk ve amaçsızca bir iletişim kurmuyor veya interneti kötü emellerimize alet etmiyorduk. İlkokul arkadaşlarımızı bulurken aynı zaman da iş kontaklarımızla diyalog halinde olup okulda ki hocalarımızla bilgi paylaşımı yapabiliyorduk. Bunlar olurken artık 1-2 senede bir bilgisayar yenilemek sıradan hale gelmiş ve en iyi becerdiğimiz işlerden biri tüketim olduğu için hiç yadsımamıştık. Aileler içinde durum değişmişti bilgisayar gerekli ve internet olmazsa olmaz bir parça idi. Devletin ve özellikle belediyelerin ve M.E.B.’in desteklediği fakat anlamsızca ve şuursuzca yaptığı destek bile bir anlam kazanmıştı. Bazen hiç kullanılmayacak veya kullanılamayacak uygulamaları belediyeler ihale ile alabiliyor. Kimi zamanda aynı teknolojiye çok yüksek rakamlar ödeyebiliyordu ama bu bizim içindi.



T3 Dergisi Kasım Yazım: Bilişimde Temel Alanlar

clock Aralık 4, 2013 23:54 by author Volkan Atasever

 

Geçen ay ki yazımızda bilişim sektöründeki girişimcilikten bahsetmiştik. Bu ayki yazımızsa bilişim sektöründeki alanlardan bahsetmek olacaktır. Genelde tecrubelerimden ve iş hayatımda karşıma çıkan alanlardan bahsedeceğim. Bu alanlar Bilişim ile ilgili alanlardan mezun olan üniversite mezunları içinde bir seçim yapmak anlamına gelmektedir. Genellikle bu seçimler ya mezun olmadan ya da mezun olduktan sonraki 2 sene zarfında meydana gelmektedir.

Temelde seçimlerimizi Sistem, Yazılım olarak 2’ye ayırabiliriz. Sistem bölümünü seçenler sistemsel işlemlerle kendilerine IT sektöründe rahatlıkla iş bulabilirler. Bu alanı seçenler biraz daha şanslı olmaktadırlar. Genellikle Bilişim sektörü ile ilgili olmayan firmaların dahi geniş bir IT ekibi olmakta. İş bulmaları çok daha kolay olmaktadır. Sistem mühendisi veya sistem destek elemanları bu işlerinde Windows Server kurulum ve bakımları, sanallaştırma ve network konularında uzman olmaları beklenmektedir. Deneyimli bir sistem mühendisi her zaman işe yeni başlayanlardan çok daha fazla bilgi birikimine sahiptir.

Yazılım alanıysa çok fazla alt dala ayrılmaktadır. Bizzat işin içinde olan developer ve yazılım mühendisleri ve işin sadece analiz kısmında bulunan iş analistleri veya sistem analistleride bu kısma girebilir. Developerların alanlarıysa yazdıkları yazılım çeşitine göre ayrılmaktadır. Fakat bir developer iş yaşamının çeşitli zamanlarında kendi için alt dallara yatay geçiş yapabilmektedir. Herşey junior developer olarak başlar ve senior developer veya yazılım uzmanı olarak devam eder.

Tabiki yazılım danışmanlığına geçişde bu dönemlerde görülür. İyi bir yazılım danışmanı sektörde yıllarca tecrube kazanmış birinden oluşmalıdır. Yoksa 3-4 sene kod yazmış ardından danışmanlığa geçmiş birinden değil.

Size bu önbilgileri verdikten sonra developerlarında yazdıkları dile göre çeşitlikler gösterebileceğini söylemeliyim. Yıllarca java yazmış birisi java developer veya C# yazmış birisi .NET developer olarak anılmaktadır.

Yeni mezunlar genellikle sadece UI developer olarak iş yapmaktadırlar. Yani User Interface (Kullanıcı Arayüzü) bu kişiler tarafından kodlanmaktadır.  Kullanılacak grafikler ise grafiker tarafından bu kişilere verilmektedir. Şunu bilmenizi isterim User Interface özellik tasarımından kodlamasına kadar çok önem sarfedilmesi gereken bir konudur. Yaptığınız arkaplandaki işler ne kadar zor veya özgün işler olursa olsun ön planda bu işi iyi yansıtamıyorsanız hiç bir anlamı kalmayacaktır.

Şunu düşünün bir miktar yığılmış toprağı taşımaya karar verdiniz. Bunun için backend developerlar bize bir kürek ucu yaptı. Toprak bu kürek ucunun içine girmekte fakat bunu bir yere aktarmak yine de imkansız gözükmekte. Bunun için Kullanıcı arayüzü olarak kürek ucuna küreği taşıyabileceğimiz sapını ekledik. Bu sayede kullanıcıyla etkileşime geçen kısım kürek sapı olmaktadır. Artık kürek sapı ile birlikte küreğin ucu tam bir işlevsellik kazanmış ve toprak kullanıcı tarafından kolayca başka bir yere aktarılmaktadır. Sapsız kürekte, küreksiz sapta tek başına bir işe yaramaz. Kullanıcı arayüzü, kürek sapı ve işlevi gerçekleştiren kürek ucuda arka plandaki kodlardır.

Sektörde birde görünmeyen ve adı anılmayan çalışanlar vardır. Bunlar da IT support ekipleridir. Yazılımda veya sistemde bir sorun olduğunda ilgili uyarılar bu kişilerin önüne gelir. Çözebilecekleri birşeyse çözmeye çalışırlar yoksa yazılım ekibine veya sorunun oluştuğu ekibe bunları yönlendirirler.

Dikkat ettiyseniz aslında pozisyonlar çok geniş Türkiye’de yeni yeni gelişen Yazılım Test Mühendisleri’ni de en sona bırakmamın sebebi bundandı. Son senelerde Yazılım Test mühendisliği aranılır bir pozisyon oldu. Hatta firmalar sıfırdan insan yetiştirmek durumunda da kaldı. Şimdiler de deneyimli test mühendislerinin de iyi bir maaş aldığını söyleyebiliriz.

Temel olarak ana pozisyonları ve alanları böyle özetleyebiliriz. Bu sektörde çalışmayı niyetli kişilere tavsiyem sevdiği alanlarda kendilerine yer edinmelidir. Bilgisayarı çok sevebilirisiniz ama belkide sadece yazılım yazmak size keyif vermeyebilir. Onun için her alanı değerlendirip ona göre karar vermelisiniz. Şunu da unutmamalısınız eğer bir Bilgisayar Mühendisiyseniz bu alanların çoğuna aşina olmanız sizin ne kadar kaliteli bir mühendis olduğunuzu gösterecektir. Sonra uzmanlığınız bu kalitenizi arttıracaktır.



T3 Dergisi Ekim Yazım: Bilişim Sektöründe Girişimcilik

clock Kasım 3, 2013 02:38 by author Volkan Atasever

 

Bu ayki yazımda biraz bilişim girişimciliğinden biraz da teknolojik gelişmelerden bahsedeceğim. Geçen ay ki yazımda arge faaliyetlerinin getirdiği kazanımlardan ve yazılım dünyasında arge yapmanın maliyetinin diğer sektörlere göre daha ucuz olduğundan bahsetmiştim. Burada ki ucuzdan kastım kesinlikle bedava veya çok az bir rakam değil. Gerçekten kaliteli ve işe yarar bir ürün çıkartmak her zaman bu kadar kolay olmayabiliyor. Öte yandan marketlerde bir uygulamanın tutması ise biraz da şans diyoruz. Aynı işi yapan en kaliteli programın her zaman en çok satın alınan veya indirilen uygulama olmayabiliyor.

Bilişim girişimciliğinde nasıl başarılı olabileceğinizi söyleyen onlarca yazı bulabilirsiniz. Ben biraz daha farklı olarak nasıl başarısız olabilirsiniz bunlara değinmek istiyorum. Öncelikle tamamen asosyal veya diyalog kurulması zor biri olmalısınız şirketinizin ilk görüşmelerinde karşınızdakiler ne dediğinizi anlayamaz. Bu sayede ne kadar iyi iş yaparsanız yapın söyledikleriniz karşınızdakini tatmin etmiyorsa yaptığınız işin anlamı kalmamakta. Unutmayın yazılımın hammaddesi insandır. Bu bağlamda iyi insan ilişkileriniz oldukça önemlidir. Ne olursa olsun müşteri ile diyaloğunuz gerek satış öncesi gerek satış sonra çok iyi olmalıdır.

Bir alıcı bulmadan birden fazla ürün için arge çalışması yapın. Bu ürünleri geliştirin sonra satış yapmaya çalışın. Bu sayede ürünlerinizi belki kimse almayacaktır veya ihtiyaç dahilinde değildir. Belki de ürün için biçtiğiniz fiyat piyasa şartlarında rekabet edemeyecek bir ölçüdedir. Sermayenizi bu ürünü geliştirmeye harcarsınız. Böylece, başarısız olarak şirketinizi de iflasa sürükleyebilirsiniz. Normal şartlar altında geliştirilecek ürün için Pazar araştırması yapılması ardından geliştirildiğinde satın alabilecek bir de müşteri bulmalısınız. Böylece hem rekabet edecek fiyatı belirler hem de müşterinin isteklerini alarak piyasada tutunabilecek bir ürün geliştirebilirsiniz.

Yazılımın hammaddesi insan demiştik, siz de bir birey olarak ilk gördüğünüz zorluklarda pes edin böylece firmanızı daha hızlı kapatabilirsiniz. Bir hikaye vardır; Güney Afrika’da Beyaz Kalem Madeni diye bilinen önemli bir altın madeninde ilk defa çalışan adam, 200 ayak derinliğe indiği halde altın bulamayınca madeni satıvermiş. Satın alan adam 12 ayak daha inince altın madenine kavuşmuş. Büyük bir hazine. İlki 12 ayakklık bir mesafe daha sabredemediğinden bu hazineden mahrum oldu. Eğer ilk zorluklarda pes etmeseydi bir müddet sonra başarılı olacaktı.

Ortaklarınızla, sözleşme yapmayın. Söz güvendir belki de ortaklarınızla yıllanmış arkadaşlarınız sözleşme güvensizlik sağlayacaktır. Arkadaşlığınızı zedelemeye gerek yok. Bu sayede ilk anlaşmazlık durumunda tüm ortaklar arkadaşınız olduğu için zıtlaşmalar yaşanacak bir müddet sonra çözülmeye gideceksiniz arkadaşlığınızın zedelenmemesini düşündünüz fakat şimdi arkadaşlığınız bitmek üzere. Eğer ortaklarla firma kuruluyorsa kullanılacak bilgisayardan en üst noktaya kadar aranızda bir sözleşme yapmanız hem arkadaşlığınız hem işiniz hem de geliştireceğiniz yazılım projelerinin başarısı için oldukça önemli yere sahip olacaktır.

Artık işinizin patronusunuz! Her sabah erken kalkıp işinize gitmenize gerek yok. Patron siz olduğunuza göre işinizi akşam evinizde de yapabilirsiniz. Yaptığınız iş yazılım veya bilişim sektöründeki herhangi bir iş akşam yapmanın ne zararı olabilir ki? Bu sayede işlerinizi sıkıştıracak ve projenin deadline süresi geldiğinde iş yetişmemiş olacak. Aynı zamanda sizi arayanlar ulaşamayacak. Bir söz vardır “Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.”. Bunun için iş disiplininizi sağlamalı ve performansınızı maksimize etmelisiniz.

Unutmayın, bende bu aşamalardan geçtim saydıklarımın bir kısmını yaptım bir kısmını yapamadım bundan dolayı bilişim girişimciliğinde başarı oranım %50’ler de kaldı. Hayat kazandığınız tebrubelerle eş değerdedir. Şimdi bu tecrubelerle bilişim sektöründe kendi yolumu çizdim. Bilişim girimşimçilerle diğer girişimcilerin arasındaki fark, bilişim girişimcilerinin diğer sektörlerden daha fazla çalışması gerekliliğidir. 80’li yıllar hem CPM hem de MS-DOS adında iki disk tabanlı işletim sistemi vardı. Bunlardan başarıyı sağlayan Bill Gates oldu çünkü günde sadece uyku dahil 6 saat boş vakti vardı.

Bilişim sektöründeki kariyer planınızı başka yönlerde de çizebilir veya devam ettirebilirsiniz önemli olan bu çizgiyi çok büyük bir zaruriyet dışında bozmamanınızdır. Bir bilişim firmasında performanslı bir şekilde 5 sene çalışan kişi, ortalamının altında kendi firmasında çalışan kişiden daha fazla başarılı olmuş demektir.



Ülkelerin T-SQL Kodu

clock Ekim 30, 2013 09:57 by author Volkan Atasever

Serhat Koroglu'nun yapmış olduğu bir kodu paylaşıyorum. İşinize yarayacaktır. Bende internette rastlayamadım kendisi tüm ülkeleri ekleyerek yapmış.

Aşağıdaki dosyadan T-SQL koduna ulaşabilirsiniz;

Ulkeler_icin_kod.txt (13,25 kb)



Volkan Atasever Kimdir ?

E-Mail: volkan(et)volkanatasever.com

Kurucu&Genel Müdür/Software4Galaxy Ltd.
Bilgisayar Mühendisi
Eğitmen ve Danışman, Teknoloji Yazarı, Şair, Araştırmacı, Girişimci, Amatör Telsiz Operatörü, Amatör Denizci, Akvarist, Nümismat, Filatelist, Bilim İnsanı

Genel Duyurular

-Yakın bir zamanda Amatör Telsiz ve Amatör Denizcilik adında yeni iki kategori ile bilgilerimi paylaşıyor olacağım.

-DVTFL 9. ve 10. Sınıf Bilgisayar Bilimi dersini alan öğrencilerim ders panosunu kontrol ederek dönem projelerini seçmek zorundadır. açıklamayı okuyup ardından mail atınız.

-RC Araçlar kategorisi ilgi alanımdadır artık bu konuda da araştırmalar yapıp zaman buldukça projelerimi paylaşacağım.

-Üç yeni kitap çalışmasına başladım 2019 senesi içinde 3 yeni kitabım geliyor olacak. bu kitap sayısı maksimum dört adete çıkabilir. yoğun bir tempo gerekiyor.

Yasal Bilgi

Sitedeki yazıları,kodlar ve diğer materyaller Volkan Atasever'e aittir. Yazarı ve siteyi kaynak göstererek yazıları paylaşabilirsiniz.  Copyright(c)2004-2019

Sign In