Volkan Atasever

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve daha bir çok yazılarım...

Cep Telefonu Şarjı ile Commodore 64 Çalıştırmak

clock Eylül 4, 2017 16:53 by author Volkan Atasever

Açıkcası bu benim yazım değil ve blogumda sadece kendi yazılarıma yer veririm genelde. Fakat iş retro bilgisayarlar olunca harika projeleri paylaşmadan edemiyorum. Commodore.gen.tr forumundan ilkerficicilar cep telefonu adaptörü ile Commodore 64 çalıştırmayı ufak bir kaç işlemle başarmış. hemde orjinal adaptörlerinin dev gibi olduğunu düşünürsek bence harika bir fikir.

Commodore 64 için piyasada adaptör azlığı sorunu malum.

Bu eksikliği, kolay ulaşılabilir parçalarla giderme yolunda ilk deneme şöyle:

Gerekenler:

. 5V 2A (veya daha amperli) USB şarj adaptörü.
. USB kablosu
. 7 uçlu DIN erkek fiş (C64 güç girişi)

Bendeki adaptör yüksüz ölçümde 5.6V veriyordu. C64'ün çipleri %5 esneme payıyla 5V ile çalışıyor. Ama şanslıyız ki C64'ün içinde bir 7805 regülatör entegresi var. Ona güvenerek devam ediyoruz.

USB kablolar genelde renk kodlu. Siyah renk 4 no'lu uca bağlı ve toprak. 1 no'lu uç ise kırmızı ve +5V taşıyor. Diğer ikisi beyaz ve yeşil veri ucu.

C64'ün güç giriş yuvasının en alt ucu olan 2 no'lu delik toprak. Hemen solundaki ise +5V.

ASCII çizimle:



  o   o
 o     o
  5   o
    0
 


Yukarıdaki kaba çizimde USB'nin siyah ucunu 0'la işaretlediğim deliğe, kırmızı ucunu da 5 ile işaretlediğim deliğe sokuyoruz.

7 uçlu DIN erkek fişin ise 2 (GND, siyah) ve 4 (+5V, kırmızı) no'lu pinlerine lehimlenecek.

Bu hızlı "olabilirlik" denemesindeyse kürdan saplama pratiği kullanılmıştır.

Fotoğrafları aşağıya ekledim.


Bir bilgi olarak: C64 9-12V olmadan da çalışıyor (SID hariç). C64'ün güç girişine uygun 7'li DIN erkek fiş ise elektronikçilerde kolayca bulunabiliyor.

Yukarıdaki ASCII çizimde verilen güç giriş şemasının en üstündeki iki giriş AC 9V için. Bu giriş içeride DC'ye çevrilip SID'e ve user port'a veriliyor.

9V hattı içeride rektifiye edildiği için kritik değil, ayrı bir adaptörden de giriş alınabilir ya da bir voltaj katlayıcı ile 5V, 10V'a çıkarılıp beslenebilir.

9-12V hattı AC değil DC olarak beslenirse sadece 6526'ların TOD saati çalışmıyor. Bu saat 50HZ'lik bir 'tik'le çalışıyor ve bu 50HZ de şebeke elektriğindeki dalgalanma frekansından temin ediliyor. Kritik değil. Ama 1997 yılında bir 555 entegresiyle bu frekansı üretip doğrudan C64'e vermiştim, şeması http://cbm.ficicilar.name.tr/ 'de bir yerlerde olacak.

Bu arada ben eski PC güç kaynaklarını da C64'te sorunsuz kullanmıştım. Üstelik switching PS olduklarından gayet güvenliler, sadece fazla büyükler.

Kısaca, bu denemeye göre cep telefonlarının o ufacık şarj adaptörleri kullanılarak C64'e ve 1541-II'ye uygun hesaplı bir adaptör geliştirilebilir.

Not: C64'ü açık bıraktım, yarım saattir parmak kadar şarj adaptörüyle sorunsuz 'şarj' oluyor Bence gideri var.

 

 

 



Osmanlı Para Koleksiyonu izlenimim

clock Haziran 10, 2017 07:13 by author Volkan Atasever

Açıkcası çok ilginç bir şekilde çevremde bazı iddialı önyargılarla karşılaştım. buradaki amacım bir siyasi tartışma değil. açıkcası son 6 padişaha ait paralara baktığımda çok göze batan 3 çıkarımımı söylemek istiyorum. ondan sonra bir iki tarihi hatıra ile de bu yazımı bitirmek istemekteyim. Çevremdeki iddialardan bir kısmı osmanlı'nın türk kimliğini ön plana çıkartmadığı ve türk olmadığı savı idi. ikincisi osmanlının son döneminde dahi çok güçlü olduğu siyasi bazı basiretsizlikten dolayı çöküşe gittiği. üçüncüsü ise biz eskiden daha lokalize yani türklüğümüzle ve değerlerimizle özdeşleşmiştik savları üzerinde duracağım.

ilk öncelikle türklük kelimesini koleksiyonumda apaçık görebilmekteyim. bazı 1 liralarda özellikle osmanlı bankası ve reşat dönemi paralarında osmanlıca dışında fransızcada yani latin alfabeside kullanılmış olup 1 Türk Lirası ifadesi açıkca gözükmektedir. Parasına dahi Türk Lirası ifadesi yazan bir imparatorluğun ve önceki devletimizin bu şekilde karalanmasını doğru bulmuyorum.

ikinci durum ise osmanlı son döneminde paraları incelediğinizde ekonomik yönden perişan ve develüasyon hiç görüşmemiş bir boyuttaydı. daha para basılır basılmaz değerini kaybederdi. harpler sebebiyle karşılıksız basılan paralar ekonomiyi daha büyük bir darboğaza soktuğuda anlaşılmaktadır.

üçüncü sav ise burada da durum ne yazık ki düşünüldüğü gibi değil. Osmanlı paralarının bir çoğunda özellikle 2. abdulhamit dönemi kaimelerde paraların üstünde latince ifadelerde Constantinopole basımı olduğu yazar. Anlayacağınız cumhuriyetimiz kurulana kadar istanbul constantinopole olarak anılmaya devam etmiştir. cumhuriyet ile birlikte istanbulumuz uluslararası camiada kendi adını kazanmıştır.

Buradaki cevaplarım hiç bir kaynak araştırılmadan sadece koleksiyonumdaki osmanlı paralarından çıkardığım yorumlarımdır. bir tarihçi değilim ama her geçen gün nümismatik üstüne daha fazla araştırma ve bilgi edinmekteyim.

Son olarak bir osmanlı hatırası paylaşarak yazımı bitirmek istiyorum. son 6 padişah döneminde o kadar yüksek küpürlü paralar basılmıştır ki bunları karşılayacak daha küçük boyutta paralar yani parayı bozdurmak mümkün değildi. bunun üzerine bir kısım kilise veya topluluklar kendi bozuk paralarını aralarında dolaşıma soksa da asıl çözüm dönem pullarına karton yapıştırarak kullanma yolu olmuştur. anlayacağınız bozuk paralar artık pul olmuştu. Günümüz da dahi kullandığımız "Para Pul Oldu" deyimi de buradan gelmektedir.



Batan Gemi İnönü 50 Kuruş

clock Haziran 9, 2017 22:40 by author Volkan Atasever

Uzun süredir Türiye Cumhuriyeti ilk 5 emisyon kağıt paralarının ve Osmanlı İmparatorluğu son 6 padişaha ait kağıt paraların koleksiyonunu da yapmaktayım. O kadar ilginç bilgiler edinmekteyim ki bazen bu koleksiyonumun benim tarih bilgime çok şey kattığını düşünüyorum. Koleksiyonumda bulunan ve bir çok koleksiyonerin koleksiyonun da bulun inönü 50 kuruşun hikayesi bu bilgilerimden biridir. Size 50 inönü kuruşunun hikayesini inönü vakfının resmi sitesinde anlatıldığı şekilde alıntı yapmak istemekteyim. Yeri geldikçe bu tarz paylaşımlarda bulunacağım. koleksiyonerlerin batan gemi olarak tanımladığı bu para asla tedavüle girmemiş ve koleksiyonerler tarafından hala toplanmaktadır.

30.12.1925 tarihli kanun ve buna dayanarak 16.03.1926 tarihli 3322 sayılı kararname Cumhuriyet rejiminin banknot özelliklerini saptamıştı. Bu kararname ile 1,5 ve 10 liralık banknotların ön yüzünde “Cumhuriyeti musavver bir timsal”, 50,100, 500 ve 1000 liralık banknotların ön yüzünde ise “Reisicumhur Hazretlerinin resmi” nin bulunması karar alınmıştı. İnönü Cumhurbaşkanı olduktan sonra, Atatürk’ün sağlığı döneminde çıkarılan bu kanuna uyularak yeni paralar bastırıldı.  

Türk Nümismatik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Güçlü Kayral'ın hazırladığı çalışmaya göre;

Cumhuriyetin ilk kağıt parası 5 Aralık 1927 tarihinde piyasaya sürüldü. Eski harfli birinci emisyon kağıt paraların, planlandığı gibi çıkarıldıktan 10 sene sonra 1937 yılında değiştirilmesi gerekiyordu.

 1937 ve 1938 yıllarında yeni emisyonun 5, 10 50 ve 100 liralıkları tedavüle verildikten sonra Atatürk'ün ölümü ve yerine İsmet İnönü'nün geçmesi üzerine 2. emisyona geçiş işi değişikliğe uğradı. 1939 senesinde tedavüle verilen 500 ve bin liralıkların planlanan miktarının bir kısmı aynı klişe ve renklerde olmasına rağmen Cumhurbaşkanı olarak İnönü'nün resimleri ile yeniden bastırılıp piyasaya verildi.

Savaş ve bozuk para ihtiyacı nedeniyle ufak kupür istendi

1939 senesi Eylül ayında Avrupa'da patlak veren savaşın genişlemesi ve daha ileri boyutlara varması ihtimalinin uzak olmadığını değerlendiren Merkez Bankası, hükümete başvurarak banknot mevcutları ve ihtiyatları üzerinde hazırlık yapılması ve bozuk para ihtiyacını gidermek için ufak kupür basılması için izin istedi. Gelen olumlu cevap üzerine tedavülde bulunan banknotları basmış olan Thomas De La Rue'dan telgrafla bir teklif istendi ve matbaaya sipariş verildi

Bu matbaanın tercih edilmesindeki sebep, para kalıplarının matbaanın elinde hazır olduğu düşüncesiydi. Ancak, Cumhurbaşkanı resim ve filigranının değişimi için mevcut kalıplar üzerinde değişiklik yapılması gerekmekteydi. Ufaklık ihtiyacını gidermek için yeni tasarlanan 50 kuruşun kalıplarının da sıfırdan hazırlanması gerekiyordu. Bu 50 kuruşların siparişi de yine İngiltere'deki Bradbury Wilkinson firmasına verilmişti. Bu gecikmelerden ötürü siparişlerin teslimi 1941 senesi başına uzatılıyordu.

Batan gemilerde zayi olanların yerine tekrar basıldı

Bu sırada, Fransa ve İtalya savaşa girmiş, Akdeniz deniz taşımacılığına uygun olmayan bir hale gelmişti. Paraların sevkiyatı için Kap ve Kızıldeniz yolu tek güvenli seçenek olarak görülüyordu. Paraların basılacağı matbaalar artık savaş bölgesi içindeydi. Kısa bir süre sonra, Londra'nın Almanlar tarafından bombalanması sonucunda Thomas de la Rue matbaası da isabet aldı ve düzeni bozuldu.

 Bu şartlar altında muhtelif kıymetteki banknotlardan öncelikle 100 milyon lira değerinde İnönü resimli 500 ve bin liralık kupürlerin hazırlanmasına karar verildi. Basımı tamamlanan paralar, 30 Temmuz 1940 tarihinde vapura yüklenerek Süveyş yolu ile 3,5 ayda İstanbul'a getirildi. Bunun ardından 5 milyonluk 1 liralık, 200 milyonluk 100 liralık ve 25 milyon kupür 50 kuruşluk kağıt para üretilerek Ekim 1940'da iki gemiyle yüklenerek yola çıkarıldı.

Yeni 1 liralık kupürleri taşıyan Fabian adlı gemi yola çıkar çıkmaz, İnönü resimli eski 100 liralık ve yeni 50 kuruşluk kupürleri taşıyan City of Roubaix gemisi ise 5 ay yollarda kaldıktan sonra Yunanistan'ın Pire limanında kazaya uğrayarak battı.

Bunun arkasından, Fabian gemisinde zayi olanların yerine tekrar basılan 7 milyon liralık 1 liralık, yeni 50 kuruşlukların bakiyesi 15 milyon kupür ve 194 milyon liralık İnönü resimli eski 50 liralık kupür İstanbul'a sevk edildi.

Ancak, bu partide gelen 50 liralık ve 50 kuruşluk kupürler hiç bir zaman tedavüle verilemedi. Çünkü, 50 liraların 126 bin kupürü, matbaanın bombalanması sonucu çıkan yangında zayi olmuş ve kalanlarının eksik şekilde kullanılması mümkün değildi.

50 kuruşlar, Pire'deki kaza sonrasında halkın eline geçince tedavüle verilemedi

50 kuruşlar da tedavüle verilemedi. Çünkü Pire'deki kaza sonrasında paralar yerli halkın eline geçti. Haber, Ankara'ya telgrafla ulaştığında Başbakanlık hemen konuyu ele alarak yaptığı acil bir açıklama ile bu banknotların tedavülünden vazgeçtiğini duyurdu. Konu, aynı zamanda Yunan makamlarına da bildirildi. Batıktan çıkarılıp Yunan makamların eline geçebilen paralar Türk hükümetine teslim edildi.

Paraların üzerine İnönü resimlerinin basılması zaman zaman  eleştirilere konu oldu. İsmet İnönü 11 Eylül 1957 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi oturumunda bu eleştirilere şu yanıtı verdi.

“Bir de pulda ve parada resim meselesi vardır. Her partici bunu benim Atatürk’le münasebetim için kullanmak ister. Bu bir nazariye (teori)  meselesidir. Nazariye şudur:

Bir devlette sikke ve pul Devlet Reisinin adına basılır. Böyle devletler vardır. Bu usulü takip etmeyen devletler de vardır. Biz bu usulü takip eden devletler arasında idik, İmparatorlukta para, pul Padişah namına basılırdı.

Cumhuriyeti kurduğumuz zaman halk tarafından Cumhurbaşkanı Padişahtan daha az kudretli bir adam zannedilirdi. Atatürk ile bu mevzuda hassastık. Milletin reyi ile başa geçmiş Cumhur Reisinin, eski hükümdarın Devlet başı olarak haiz olduğu bütün haklara malik olduğunu hukukta ve şekilde göstermek lazımdı. Atatürk bu fikirde idi. Onun içindir ki, kendisi hayatta olduğu halde paraya da pula da resmini bastık. Eğer sağ olan adamın paraya, pula resmini basmamak, adını yazmamak Cumhuriyette adet olsaydı Atatürk zamanında da ölülerden, pullarımıza, paralarımıza resmini basacak, ismini yazacak hesapsız ad bulunurdu. Bugün de kanaatimiz budur.”

* Sayın Güçlü Kayral’ın görüşleri 17 Ekim 2011 günlü Sabah gazetesinden alınmıştır.



Çocukların Bilgisayar Kullanımı

clock Haziran 1, 2017 04:47 by author Volkan Atasever

Bilgisayarla tanışmam her zaman söylediğim gibi 3-4 yaşlarıma gelir. İlk 512KB Ram'e sahip Amstrad PCW 8512 ile karşılaştım o gün çok etkilenmiştim. Bu bilgisayar babamın ofisindeydi. hep o ofise gidip o bilgisayarın başında saatler geçirmeye başladım. bu arada 1984 doğumlu olduğumu ve bu yılların 1987-1988 yıllarına geldiğini söylemeliyim. Ardından babam ilk bilgisayarımı aldı. bu benim için müthiş bir histi. babamın bilgisayarı yeşil ekran bir iş bilgisayarıydı bana aldığıysa renkli bir oyun canavarıydı. artık sadece yeşil ekran üstünde kelime işlemcilerle ve uygulamalarla vakit kaybetmiyordum. bir çok oyun kaseti de almıştı. bu kasetler yeni neslin hatırlamadığı müzik kasetleri ile birebir aynıydı ama bilgisayar için üretilenleri biraz daha sağlamdı. çok yavaş bir okuma hızı vardı. daha okuma bile bilmiyordum okula bir sene sonra başlayacaktım. orada oynadığım oyunlar ve ingilizce kelimelerle çalışmam benim için çok faydalı oldu. ilk bilgisayarım çılgın bir aletti. 1992 senesinde ilkokul 2 ye başladım. okulumuzda bilgisayar kursu açıldı. şanslı bir bireydim çünkü çoğu okulda böyle bir kurs yoktu. ardından Locomotive BASIC 1.0 ile programlamaya daldım. o zamanlar bilgisayarlar ve bilgisayarın BASIC lehçeleri çok farklıydı. 2. şansım ise kurstaki bilgisayarlarla evdeki bilgisayarım birebir aynıydı. O zamanlar bilgisayar kullanmak demek programalama öğrenmeyi gerektiriyordu. bir işletim sistemleri yoktu onun yerine BASIC Interpreter dediğimiz yorumlayıcılara sahipti. basit bir şekilde kodlama yapmaya başlamış ve o yıllarda bilgisayar mühendisi olacağımı söylüyorum.

Şu anda ise çocukların elinde olan bilgisayar ve telefonlarda sadece oyun oynayabiliyorlar ve malesef programlamadan bihaber olan çocuklar yetişiyor. tek işleri oyunlar, sosyal medya ve eğlence. hala şiddetle bilgisayar kullanımı erken yaşta olmalı diyorum fakat akıllı telefonlar hakkında aynı şeyi söyleyemeyeceğim. çocuğu küçük yaşta bir telefon bağımlısı yapabilir ve hiç bir şey de katmayabilir. Bill Gates akıllı telefonları çocuklarına 14 yaşına kadar yasaklamıştı. Sizce bunun nedeni ne olabilir? Bill Gates gibi bir adam bunu yapıyorsa emin olun diğer anne babaların kesinlikle yapması gerekir. Fakat bilgisayar kullanımına karşı değilim aksine özendirilmeli. Mümkünse çocuklar için olan programlama vb. kurslara gönderilmeli. Algoritma konuları öğreten bir kurs olmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Çünkü çocuk veya birey algoritmayı öğrendiğinde düşünce yapısı gelişecektir. Algoritma her şeyin temeli tabi ki programlamanın da. Bu bağlamda algoritmalarla beraber basit programlama kurslarına gönderirseniz işte o zaman oyun da oynasa içinde bir merak uyanacaktır. bu oyun nasıl programlanıyor? bu bilgisayar nasıl çalışıyor? vs. gibi. o zaman bir adım daha ileriye gideceksiniz. Eğer bunu yapmayacaksanız sınırsız bir bilgisayar kullanımı faydalı olamayacaktır. Çocuğunuzu yönlendirmeli ve bu işi öğrenecekse bilgisayarı kullanmasını istemelisiniz.

 



Teknoloji ve Bilim Dergileri Üzerine

clock Mayıs 20, 2017 00:32 by author Volkan Atasever

Günümüzde dergi okuma oranı ne kadar düşmüş olursa olsun hala çok kaliteli yayın yapan dergiler var. Çocukluğumdan beri bilişim, teknoloji ve bilgisayar dergilerini takip etmekteyim. hala development konusunda olmasa da bilimsel ve teknoloji konusunda kaçırdığım haberleri bu dergiler sayesinde yakalamaktayım. Zaten 2-3 tanesinde uzun yazarlık deneyimlerim olan dergilerde olmuştu. TÜBİTAK yayını Bilim Teknik, CHIP (geriye kalan tek bilgisayar dergisi), LOG ve bunların dışında Start up, capital, para, CeoLife ve Platin takip ettiğim dergiler arasında. tabi ki bir kısmı doğrudan teknoloji olmasada iş yaşamı adına ve teknolojinin iş yaşamına yansımlarını takip etmemi sağlamakta. size de dergi takip etmeyi şiddetle tavsiye ederim. kahvenizi yanınıza alın bir rahatlama müziği koyun ve aylık dergilerinizi mutlaka takip edin.



Volkan Atasever Kimdir ?

E-Mail: volkan(et)volkanatasever.com

Genel Müdür/S4G 
Bilgisayar Mühendisi

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve bir çok kategoride yazılarım...

Yazılım Kitaplarım

   

Şiir Kitaplarım

Ulusal Yayınlar ve Programlar

 

Sosyal Ağlarım

 

 

 

 

Retro Bilgisayar Dergimiz

Türkçe Retro Bilgisayar dergimiz haziran 2016'da ilk sayısını çıkardı. ilk sayı yeni bir internet sitesinden tekrar yayınlanacaktır. Retro camiası tüm dünyada oldukça eğlenceli bir camia. Sizde katkıda bulunmak isterseniz bana mail atmanız yeterli. Dergimiz PDF formatında ve tamamen ücretsizdir.

Yasal Bilgi

Sitedeki yazıları,kodlar ve diğer materyaller Volkan Atasever'e aittir. Yazarı ve siteyi kaynak göstererek yazıları paylaşabilirsiniz.  Copyright(c)2004-2017

Sign In

Yazılım