Volkan Atasever

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve daha bir çok yazılarım...

yeni şiirlerimden... Poşetimde!

clock Ekim 13, 2017 03:15 by author Volkan Atasever

Kahve içmeye gittim
deniz kenarına sessizce
iki şiir poşetimde
eve geçip sereceğim
boylu boyunca inceleyeceğim
belki denizde yüzen balık
bir gün gelir görmek ister diye

12.10.2017
Şile - Liman



geceye düşülen notlar - 2

clock Ekim 13, 2017 03:11 by author Volkan Atasever

annem bugün bana çok kızdı ve sarstı! neden şiir ve yazı yazıyorsun diye. bir arkadaşım dalga geçti şiirlerimle. başkası para kazan işini yap ne işin olur şiirle dedi.
bir kaçı da gurur duydu mutlu oldu yazdığım şiirlerle. kimi şiirlerim çok beğenil kimisi ise ötekileştirildi.
yinede yazacağım dedim. zaten daha yazmadıklarım en iyi olan şiirlerim diye haykırdım. yüz sene sonra bir eskicide kitabım bulunduğunda okuyan adam, okuyyan kadın nefes alamayacak! o zaman volkan ismini zikeredecekler.
o anda sonra mezarımda rahat uyuyacağım.
12.10.2017 - Şile/Ağlayankaya
Volkan Atasever



geceye düşülen notlar - 1

clock Ekim 13, 2017 03:09 by author Volkan Atasever

birşeyler karalamak lazım bazen kağıt ve kalemle...
kimi zaman içinden gelenleri yazmak kimi zaman ise düzenli bir şekilde disiplili özel bir defter tutmak...
şair biriktirmeli yazıları ve duyguları. herkes hayatında en az bir şiir yazmış olabilir belki ama kaliteli bir şair olmak demek yaşamın her anında her yerinde şiiiri görmek demektir.
kelimelerin dansı nereye varır allah bilir ama eğer ölümsüzlüğe varmışsa oe kelimeler işte o an şair oldun demektir. sen göremesen bile...
12.10.2017 - Şile/Ağlayankaya
Volkan Atasever



Charles Bukowski ile ilgili

clock Eylül 20, 2017 10:57 by author Volkan Atasever

Charles Bukowski'nin çoğu şiirini okumuşumdur. Bu ay ot dergisinin kapak konusun da Charles Bukowski olması beni bir daha onu anmaya itti. Türk yazar ve şairlerinin aynı zamanda kendi arkadaş ve çevresininde bukowski ile ilgili yorumları oldukça etkileyiciydi. şahsımın şiir yaşantısında bukowski ezgileri olduğunu düşünmemekteyim. zaman zaman benzer duygular hissettiklerim bazı şiirlerimde benzer konular kaleme almışta olabilirim. fakat bakış açımız farklı olsa da bu bukowskinin farklı ve sıradışı kalemini övmeme engel değil. açıkcası kendimi bir şair olarak nitelendiremem ancak öldükten sonra 3-5 kişi anarsa o zaman amatör bir şair diye anarlar belki de. asıl konumuz bukowski'yi es geçmeyelim. bu dergiden bukowski ile ilgili bir yorumu ve charles bukowski'nin bir şiirini paylaşarak edebiyat kategorimde sizinle paylaşım yapmak istemekteyim.

----

Hakan Günday: Sadece Git!

Bukowski, yolun sonunu anlatır. Yolun bittiği ve ormanın başladığı, yalanın bittiği ve gerçeğin başadığı, insanlığın bittiği ve insanın başladığı, zamaın bittiği ve ölümsüzlüğün başladığı, sarhoşluğu bittiği ve sarhoşluğun başakdığı, umudun bittiği ve gösterinin başladığı yeri anlatır.. Ancak o yerin adresini asla vermez. Çünkü bilir ki bu dünyada sadece adres arayanlar kaybolur. Bu yüzden e Bukowski'nin mezar taşında şöyle yazar: "Deneme." Ne bir adres aramayı ne de kendini bulmayı... Sadece git. Durduğun yerde git. Hatta bırak, yolun sonu Sana gelsin.

----

Sean Penn: Erkeklere karşı daha sert!

Bir gün ikimiz oturmuş, insanların Bukowski'yi kadın düşmanlığıyla itham etmesi üzerine konuşuyorduk. Şöyle söylemişti: "Beni daha önce okumuş insaların büyük bir çoğunluğu erkeklere daha kötü davrandığımı bilir!"

----

Bukowski'den bahsetmişken onun meşhur mavi kuş şiirini paylaşmadan ve bukowski'yi bilmeyenlerin de ilk okumları gerektiği şiiri olması gerektiğini düşünerek paylaşıyorum.

bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm, kal,
diyorum ona, kimsenin
seni görmesine izin veremem.

bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama viski döküyorum üstüne
sigara dumanına
boğuyorum,
fahişeler, barmenler ve
bakkal çırakları hiçbir zaman
bilmiyorlar onun orada
olduğunu.

bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm,
yat lan aşağı, diyorum ona,
ocağıma incir dikmek mi
niyetin? Avrupa'daki kitap
satışlarımı sabote etmek mi?

bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama zekiyim, sadece
geceleri izin veriyorum çıkmasına,
herkes yattıktan sonra.
orada olduğunu biliyorum, derim
ona, kederlenme
artık.

sonra yerine koyarım yine
ama hafifçe öter
tamamen ölmesine de izin
vermiyorum
ve birlikte uyuyoruz
gizli antlaşmamızla
ve insanı ağlatacak kadar
güzel, ama ben
ağlamam, ya
siz?

 



Agora Meyhanesi

clock Eylül 20, 2017 10:53 by author Volkan Atasever

Facebook üzerinde Barış Eraşkın'ın paylaştığı bir yazıyı alıntı yaparak sizlere yazmaktayım. konusu agora meyhanesi, bu şiiri yazan yazarın hikayesidir.

 

 

Bilmeyenimiz yoktur bu eseri ;
Ama benim gibi çok ilginç ve hazin hikayesini bilmeyenleriniz de çoktur diye tahmin ediyorum.
1890’da bir Rum olan kaptan Asteri , Balat çarşısında bir Meyhane açar.
Meyhanesine de Rumca “meydan” anlamına gelen “Agora” adını koyar.
Meyhane masa yerine kullanılan dev fıçıları ve ucuz şaraplarıyla kısa zamanda ün yapar.
Ama meyhanenin ününü artıran olay ilgisiz bir biçimde İzmir kaynaklıdır.
Aradan zamanlar geçer...
Tarih 1959’dur.
Onur Şenli adında bir tıp fakültesi öğrencisi
Komşu kızına aşık olur ama aşkına karşılık bulamaz.
Aşk acısı ona soluğu birçok zaman,
İzmir’in Agora semtinde aldırmaya başlar.
Çünkü Agora salaş meyhanelerin mekanıdır.
Bir gün bu salaş meyhanelerden birinde içtikten sonra eve gelir Ve bir mektup yazmaya başlar aşkına.
Mektup şöyle başlar:
“Sana bu satırları bir sonbahar gecesinin felç olmuş köşesinden yazıyorum.”
Onur Şenli
, Mektubun ileriki bölümlerinde fakına varır ki aslında bir mektup değil bir şiir yazmaktadır
. Şiirine de şu adı koyar:
Gece, Şarap ve Aşk
Onur, şiiri yayımlatmak için fakültenin dergisine gönderir
,Şiiri kabul edilir.
Şiir dergide tam basılmak üzereyken,
Ege Expresi gazetesinin kültür-sanat editörü tarafından görülür. Editör şiiri yayınlar ama adını değiştirerek.
Şiirin adı olur Agora Meyhanesi.
Şiir o kadar sevilir ki, dillere pelesenk olur.
Hatıra defterlerinde yer alır,
Sevgililerin kulaklarına fısıldanır.
Şarkısı yapılır,
Şarkıyı neredeyse ünlü olup da söylemeyen sanatçı kalmaz. Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Gönül Yazar, Behiye Aksoy sadece bunlardan birkaçıdır.

Şarkıyı dinleyenler İzmir’deki
Agora’dan habersiz Balat’ta ki Agora Meyhanesi’ne akın ederler.
Çünkü şarkıdaki Agora Meyhanesi’nin burası olduğunu düşünmektedirler.
Haliyle geceleri burası hınca hınç dolmaya başlar.
Öyle popüler bir mekan olur ki tam 286 Türk Filmi’nin
Meyhane bölümleri burada çekilir.
Yani ucuz şarapların satıldığı meyhane
Türkan Şoray’ları, Fikret Hakan’ları, Ayhan Işık’ları, Cüneyt Arkın’ları ağırlamaya başlar.
2000’li yıllardan sonrada kaderine terkedilir,
Çöplük olarak kullanılmaya başlar.
AGORA MEYHANESİ
(Şiir,tam metin)
Sana bu satırları
Bir sonbahar gecesinin
Felç olmuş köşesinden yazıyorum
Beşyüz mumluk ampullerin karanlığında
Saatlerdir boşalan kadehlere
şarkılarını dolduruyorum
Tabağımdaki her zeytin tanesine
Simsiyah bakışlarını koyuyorum
Ve kaldırıp kadehimi
Bu rezilcesine yaşamaların şerefine içiyorum.
Burası agora meyhanesi
Burada yaşar aşkların en madarası
Ve en şahanesi
Burada saçların her teline bir galon içilir
Gözlerin her rengine bir şarkı seçilir
Sen bu sekiz köşeli meyhaneyi bilmezsin
Bu sekiz köşeli meyhane seni bilir
Burası agora meyhanesi
Burası arzularını yitirmiş insanların dünyası?
Şimdi içimde sokak fenerlerinin yalnızlığı
Boşalan ellerimde kahreden bir hafiflik
Bu akşam umutlarımı meze yapıp içiyorsam
Elimde değil
Bu da bir nevi namuslu serserilik
Dışarda hafiften bir yağmur var
Bu gece benim gecem
Kadehlerde alaim-i semaların raksettiği
Gönlümde bütün dertlerin hora teptiği gece bu
Camlara vuran her damlada seni hatırlıyorum
Ve sana susuzluğumu
Birazdan şarkılar susar, kadehler boşalır
Umutlar tükenir, mezeler biter
Biraz sonra bir mavi ay doğar tepelerden
Bu sarhoş şehrin üstüne
Birazdan bu yağmur da diner
Sen bakma benim böyle
Delice efkarlandığıma
Mendilimdeki o kızıl lekeye de boş ver
Yarın gelir çamaşırcı kadın
Her şeyden habersiz onu da yıkar
Sen mesut ol yeter ki ben olmasam ne çıkar?
Dedim ya burası agora meyhanesi
Bir tek iyiliğin tüm kötülüklere meydan okuduğu yer
Burası agora meyhanesi
burası kan tüküren mesut insanların dünyası."

Maalesef kanserle savaşan Dr. Onur Şenli
bugün tedavi gördüğü hastanede vefat etti.
(08.09.2017).
Mekanı cennet olsun.
Onur Şenli (İzmir-1940-2017)

 



Volkan Atasever Kimdir ?

E-Mail: volkan(et)volkanatasever.com

Genel Müdür/S4G 
Bilgisayar Mühendisi

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve bir çok kategoride yazılarım...

Yazılım Kitaplarım

   

Şiir Kitaplarım

Dergi Yazılarım

 

Sosyal Ağlarım

 

 

 

 

Retro Bilgisayar Dergimiz

Türkçe Retro Bilgisayar dergimiz haziran 2016'da ilk sayısını çıkardı. ilk sayı yeni bir internet sitesinden tekrar yayınlanacaktır. Retro camiası tüm dünyada oldukça eğlenceli bir camia. Sizde katkıda bulunmak isterseniz bana mail atmanız yeterli. Dergimiz PDF formatında ve tamamen ücretsizdir.

Yasal Bilgi

Sitedeki yazıları,kodlar ve diğer materyaller Volkan Atasever'e aittir. Yazarı ve siteyi kaynak göstererek yazıları paylaşabilirsiniz.  Copyright(c)2004-2017

Sign In

Yazılım