Bu ay değişik sektörlerden arkadaşlarımla konuşurken en çok dikkatimi çeken konu yazılım teknolojilerinin kazandığı ivmeydi. Baktığınız zaman bir sanayi teknolojisi yapmak için gerekli olan altyapıyı her zaman yurtdışından almak çok daha ucuza gelmekteydi. İçeride yapacağınız arge çalışmaları ve üreteceğiniz makinelerle gelecek olan teknolojiyi satmaya kalktığınızda bu yatırımı genellikle karşılamamaktaydı. Tartıştığımız konu ise yazılıma yaptığımız argenin getirilerinin çok daha fazla olduğuydu. Ne yazık ki bazı kurumsal firmaları bir kısım componentleri hala dışarıdan almayı tercih etmekteler fakat çoğunu içimizde çok kolay yapabilecek kapasiteye sahip olduğumuzu düşünmekteyim. Tabi ki bazı özel yazılım alanlarıysa hariç. Bunlar masaüstü işletim sistemleri veya temel ofis uygulamaları olarak sayılabilir. Bu alanda sadece yazılım yapabilmeniz yatırımlar yapmanızda yetersiz kalmakta. Çünkü yıllardan beri gelen bazı alışkanlıklar yeni yazılımlara şans vermemekte. Hatta bir ürünün değişik bir versiyonundaki radikal değişimler bile kullanıcıları rahatsız etmektedir. Bunun en temel örneği olarak windows 8 işletim sistemindeki başlat çubuğu kaosunu verebiliriz.

 

Yazılım alanında yapılan yatırımlara döndüğümüz zaman ülkemizdeki son dönemdeki atılımları da görmezden gelemeyiz. Artık Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri haline gelen Bilişim sektörünün lokomotifleri oluşmuş durumda. Yazılım sektöründeki rekabetçi koşullar ise her zaman yeni firmaları oluşturacak kapasiteye sahip durumdadır.

 

Bu sektörlere ilgi duyan insanlar genellikle programlama dillerini duymaktalar. Bu diller java, c#, c veya c++ gibi popüler diller olmakta genellikle. Bana sorulan soruysa peki bu dilleri nasıl yazabilir veya sıfırdan geliştirebiliriz. Mantıklı olan soru “Buna gerçekten ihtiyacımız var mı?” olacaktır. Sektörü tanımak ve bilgisayarların işlevselliğini ve çalışma prensibini anlamak isteyen biri illaki bu soruyu sormaktadır. Yani hep duyduğumuz 1 ve 0’lar gerçekten nereden gelmektedir. 1 ve 0 larla mı programlama dilleri oluştuğu gibi sorular almaktayım. En basit mantığıyla bilgisayarların binary yani ikilik tabanda çalıştığıdır. Üstüne kurulacak ilk yazılım işletim sistemi olmalıdır. İşletim sistemi dosya sistemini, giriş çıkış aygıtlarına ulaşmak gibi bir çok işlemi içinde barındıran bilgisayarı işletmenizi yarayan yazılımdır. Bu işletim sistemin API’lerini veya yeni kütüphaneler kullanarak da bilgisayara hükmedebiliriz. Baktığınız zaman unix tabanlı işletim sistemleri C dili yazılmıştır. Araya karışan assembly parçacıklarını saymıyorum bile. Ardından compiler yani derleyiciler sayesinde programlama dili ile yazdığımız kodlar makinenin anlayabileceği kodlara dönüşür. Tabi ki Java ve C# gibi ortak bir platform kullanan ortamlarda biraz daha değişik bir mantık iş görmekte fakat sonuçta yine aynı kapıya çıkmaktadır.

 

Programlamaya ve bilgisayar kullanmaya başladığım ilk yıllar ise temel bir işletim sisteminden uzaktı. O zamanlar bilgisayarın ROM hafızasına yüklenmiş yorumlayıcılar mevcuttu. BASIC yani beginners all purpose symbolic instruction code kelimelerinin kısaltmasından oluşan bu yorumlayıcılar bazı komutları algılardı. O zamanlar bilgisayar kullanmaksa kod yazmaktan ibaretti. Kısacası 8 bitten 64 bite çok şeyler değişti. Çekirdek sayılarının artışını ve saat hızlarını saymıyorum bile.

 

Yazılım firmaları o zamanlarda vardı fakat ne yazık ki tüm firmaların o zaman ya yazılım ihtiyacı yoktu ya da bilgisayarın işlem gücü bunu yetersizdi. Şu anda sıradan akıllı cep telefonlarımızla bile çoğu şeyi  yapabilmekteyiz. Artan kapasiteler, 32gb depolama, işlemci gücü, hd görüntüler gibi.

 

Türkiye’nin bu zamana kadar en büyük lokomotif sektörü bana göre inşaattı şu anda baktığımızdaysa bilişim üst sıralara tırmanışı hızla devam etmektedir. Son zamanlarda kurulan teknoparklar ve girişimler bu tırmanışı hızlandırmaktadır. Tabi ki bir kısım firma ise bu rekabetin içinde kepenklerini kapatabilmekte.

 

Gelecek aylarda size başarılı süreçlerden bahsetmeyeceğim. Çok büyük örnek olabilecek bilişim sektöründe neden ve nasıl başarısız olunur bunu engellemek için neler yapabiliriz gibi bir kaç konuya değinmeyi düşünmekteyim. Bu sayede sektördeki girişimcilere veya girişimci olmak isteyenlere de küçük tüyolarda bulunacağım.