Sanayi devrimini kaçıran güzel ülkem bilişim devriminde de 10 sene geç kalmıştır. Daha kaç sene geçmesini bekleyeceğiz? 100 sene mi?

Geçen ay bilgisayarın dünü ve bugününü konu alan bir yazı yazmıştım. Bu bağlamda bu teknolojiye çabucak adapte olduğumuz gerçeği yadsınamaz. Özellikle Özal’lı günlerde ülkemize yeni bilgisayarlar geldiğinde bunların açılışı yapılıyordu. Şu anda oldukça mesafe katettiğimzi söylenebilir.

Ülkemiz bilgisayar kullanmaya çoktan hazırdı sanki. Tv’de dizi izlemek yerine youtube’da kaçırdığı dizileri izlemek daha keyifliydi. Artık binlerce porno (!) içerik de elimizin altındaydı. O zaman internetin faydasını ve bilgisayar devrimini daha iyi bir kavradık. Ülkemiz ise 60’lardan beri süregelen bu devrimleri yine izliyor sanki sanayi devrimini kaçırdığı gibi billişim devriminin farkında olmadan el sallıyordu. Bugün Hindistan’ın ne kadar kaliteli yazılım ürettiği tartışılsa da bizden ileride olduğu gerçeğini değiştiremez. Bilgisayar mantıksal devrimini tamamladı. Elbette gelişmeler olacak. Beyin sinyallerimizden verdiğimiz komutları algılayabilecek. Zaten hali hazırda bu tarz çalışmalar mevcut. Bu daha düşük maliyetlerle yapıldığında klavye ve mouse yerine sadece düşünerek bilgisayar kullanacağız. Unutulmayacak olan ise insan-makine iletişiminin değişiklikler arzetsede artarak devam edeceği. Şunu bilmemiz gerekir ki bilgisayarın çalışması için gerekli olan hammaddenin yazılım olduğudur. Yazılımın hammaddesi ise insandır. Bu teknolojilerde ülke olarak yerimizi alabilmemiz için temel hammadenin yapımcılarına verimli çalışma imkanı sunmak zorundayız. Ülkemizdeki AR-GE faaliyetlerin gelişmiş ülkelere oranla çok düşük olması ise bu devrimde imzamızı eklemek için çok büyük bir dezavantaj. Ne yazık ki güzel ülkemde bilgisayar mühendisliği kavramı ile yazılım mühendisliği kavramı içiçe geçmiş durumda. Bilgisayar Mühendisleri, farklı işkollarında çalışma yapabilsede iş birşeyler üretmeye gelince yazılımla sınırlı kalmak durumunda kalıyorlar. Bizim A.B.D. deki intel veya amd gibi işlemci üreten firmalarımız ar-ge yapan microchip gibi firmalarımız ne yazık ki yok. Baştanda söylediğim gibi imza atabileceğimiz en büyük alan yazılım. Herşeye rağmen umutla bakabileceğimiz ve şu günlerde yazılım alanında hızla artan sayıda firmalar görebilmekteyiz. İşlerini hakkıyla yapabilirlerse bizde bu oyunda varız diyebileceğiz. Hatta ülkemizde lokomotif durumuna gelmiş belli başlı yazılım firmalarıda doğdu. Bilişim sektöründe eskiden akademik alan daha fazla söz sahibiyken bugüne baktığımızda özel sektörün öncü konumunu görüyoruz. Bu konuda ise akademisyenlere daha fazla iş düşüyor dünya literatürüne bu alanda daha fazla katkı yaptığımız zaman güzel ülkemde birşeyler değişebiliyor diyebileceğim.

Ama ne yazıkki yazılım ve teknoloji konusunda ülkemizde zihniyet problemleri yaşamaktayız. A.B.D. Başkanı Barack Obama’nı bilişim sektörüyle ilgili konuşmalarında biri şu şekildeydi; “Herkese merhaba. Bu hafta Amerika'daki okullarda bilgisayar bilimini destekleten öğretmenlerle, öğrencilerle, iş yerleriyle ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldiğim için çok gururluyum. Bu becerileri öğrenmek sadece geleceğiniz için değil ülkemizin geleceği için de önemlidir. Eğer Amerika'nın en ileri seviyede kalmasını istiyorsak, kullandığımız metodları değiştirecek araçlar ve teknolojide uzmanlaşacak sizin gibi genç Amerikalılara ihtiyacımız var. Bu yüzden sizin de buna katılmanızı istiyorum. sadece yeni bir oyun satın almayın, bir tane de siz yapın. Sadece çıkan yeni bir uygulamayı indirmeyin, tasarlanmasında yardımcı olun. Sadece telefonunuzla oynamayın, onu programlayın. Hiç kimse bir bilgisayar bilimcisi olarak doğmaz. Ama biraz sıkı çalışma, biraz matematik ve bilim ile, herkes bilgisayar bilimcisi olabilir. Bu hafta bunu deneme şansınız var. Ve kimsenin "yapamazsın" demesine izin vermeyin. İster genç bir erkek ya da genç bir kız olun, ister şehirde ister kırsalda yaşayın, bilgisayarlar geleceğin çok büyük bir parçası olacak. Ve eğer iş yapmaya ve sıkı çalışmaya niyetliyseniz, geleceği şekillendirecek olanlar da sizlersiniz. Herkese teşekkürler.”

Malesef Girne Amerikan Üniversitesi, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi, Cumhuriyrt Üniversitesi, Yozgat Bozok Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi, Kırklareli Üniversitesi, Almanya Berlin Teknik Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Dünya Denizcilik Üniversitesi son olarak 2013 yılında da Okan Üniversitesinden Fahri Doktora alan Binali Yıldırım ise Bulut bilişimi hakkında;

"Bu bulut sistemi dedikleri bir şey var son zamanlarda. Herkes oraya birşey atıyor Herkes işine geleni alıp kullanıyor. Sistematik birşey yok ortada herkes abur cubur dolduruyor. Bu bilişim fazla kafayı yorarsan sıyırırsın. Kullanacaksın nimetlerinden yararlanıp işini göreceksin. Kafayı taktınmı işte o zaman işin kötü. Çok fazla hikmetine şey yapmamak lazım" şeklinde söylemiyle ülkenin siyasetinin teknolojiye bakış açısını ortaya koymuştur.