Haber Şile Gazetesindeki Köşe Yazım / Orjinal Link: http://www.silehaberleri.com/?pid=96&aid=282&auid=29

Ucuz bir roman sayfası değil yaşadığımız aslında koca bir okyanus. Kimimiz bir köyde yaşıyor buralarda evinde uydu tv, internet, bilgisayar ve cebinde en iyi telefonla. Son Kullanıcı olarak teknoloji için başka neye ihtiyaç var ki?

Üreten değilseniz bu bahsettiğim cihazlara sahipseniz ha köy de olmuşsunuz ha Amerika da pek bir şey farketmez. Eğer maksat teknoloji üretmekse buna köyden, tarımdan, hayvancılıktan başlamalı!

Zannetmeyin bunların teknoloji ile alakası olmadığını. İki sebepten dolayı tarımda hayvancılıkta teknolojinin kendisidir başlangıcıdır varoluşudur. Sanayi devriminden önce basit ticaret dışında temel ihtiyaçlar bu ikisi değil miydi?

Peki ya şimdi? Tarımı ve hayvancılığı gelişmemiş bir ülke teknolojide gelişebilir mi? İnsanların gelişmediği ve üretmediği bir toplumda teknolojide gelişemez. Köylülerimiz tarım hayvancılık dışında üretime katkıda bulunabiliyorlarsa bu da kabulüm. Buradaki anahtar kelime üretim ve üretkenlik. Bir köylü bunlardan hiç birini yapmıyor ama sayfalarca roman da yazıyor olabilir bu da bir üretim.

Ama köylerin tamamen hiçbir işle uğraşmayan sadece arsaların rayiç bedelinin artmasını bekleyen bir güruhtan oluşması bizim için de yıkımdır. Biz dediğime bakmayın burada ki biz hepimiz yani ülkemizdir. Eğer sektörde üretim artarsa devinim artacak ve bu sayede diğer sektörlerde bu pastadan payını alacaktır.

Tarım da artık basit bir olgu değil. Artık akıllı tarım endüstrisi oluştu. Akıllı sulama sistemleri, cep telefonundan kontrol edilen nem sıcaklı ölçüleri ve bilgileri işleyerek tarıma da yeni bir soluk geldi.

Hayvancılıkta da teknolojiyi kullanmak zor değil veya ıssız bir köyde hayvancılık yaparken yatırım yapıp bir peynir veya kaşar fabrikası açarak sektörde bir numaraya gelmekte imkansız değil. Yurtdışında örneklerini gördük hem de içimizden biri bunu chobani yoğurtları ile başardı. Peki biz ne yapıyoruz sadece günümüzü kahvede boş boş oturarak harcayacak zamanımız var mı?

Üretim yapmayanın kahve de siyaset konuşmaya da hakkı olduğunu düşünmüyorum. Üretim yapmak sektöre katkıda bulunmak inanın zor değil. Bir ev kadını da varoluşunu sürdürebilmek için ev işi yapar ve evde ailesine yemek hazırlıyorsa bu da bir üretim ve aileye katkıdır. 4 kişilik bir ailede sadece 1 kişi ev işi yapıyor, yemek hazırlıyor her tarafa koşturuyor ama geri kalan aile fertleri katkıda bulunmuyorsa bu da ölümdür.

Üretmekte teknolojide düşünmekle başlar, ikinci adım söylemek ve eyleme geçmektir. Bununla ilgili Mohandas Karamçand Gandhi’nin bir sözü çok hoşuma gider. Unutmayın her şey söyleme ve düşünceyle başlar ve kader ile biter. Kaderinizi gerçeklemek için üretim söylemleri sadece bir bireyi değil tüm ülkeyi kalkındırır. Çünkü toplum bireylerde oluşur.

 

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür...

Düşüncelerinize dikkat edin; Duygularınıza dönüşür...

Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...

Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür..

Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür..

Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...

Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...

 

Bireysel olarak köyde bile teknoloji üretim katkılarımız olabiliyorken 19 şirketin özellikle devlet tarafından özel bir statüye alınıp destek verilmesi kanıma dokundu açıkçası. Evet katkısı olmasını bekliyoruz ülkeye aksini değil ama benimde bir şirketim var ahmet’in, mehmet’inde bir şirketi var. Kime göre neye göre bu teşvikler veriliyor ve neden 19 şirket. Bir ülkede teşvik dahil hiçbir yatırım standardize edilmeden verilmemeli. Desteklerden birini alan Vestel şirketi. Tüm şirketler hakkında ahkam kesecek kapasiteye sahip değilim ama en azından Vestel iyi tanıdığım şirketlerden biri. Yurtdışından çin malı anakartlart, tv kartları, led panelleri alıp montaj yapabilen bir şirket. 80 ‘lerde dahi Vestel markası yurtdışı bir firmanın bilgisayarını ithal edip kendi markasını basarak piyasaya sürmüştü. 80’lerden beri ne değişti. Benim küçük şirketim dahi o kadar yatırımla devletin istediği teknolojileri yapmaya muktedir olurdu. Dikkat edin ben teknoloji yazarıyım ve siyaset konuşmaktan haz etmem. Hükümetler geçici ve devlet bakidir bunu bilir bunu söylerim. Benim bildiğim devlet bunu bir kanunla veya bir yönetmelikle standardize etmektense oldu bitti ile duyurmayı tercih etti. Medyanın şaklaban tv kanalları da ağzından salyalar akarak bunu tv ekranında bizim üstümüze resmen kustu. Medyayı gözünüzde büyütmeyin. Üçkağıtçı dolandırıcı dahi olsanız ve söyleminiz ilgi çekiciyse haber olma şansınız çok yüksek zaten. Velhasıl gelelim asıl konumuza montajcı yerli malı şirketimiz iyi bir destek almış yine peki diğer firmalar? O sektörlerde olanlar o firmaları da az çok tanıyordur. Araştırırsanız alternatifleri olduğu da hemen gözünüze çarpacaktır. Mesela vestel’in telefon kanadında alternatifi general mobile bana göre vestel’in çakma çin telefonlarından çok daha iyi cihazlar üretiyor. En azından içinde bolca yerli yazılım bulunuyor.

Şair Atilla İlhan bir şiirinde şöyle demiştir;

görünmez bir mezarlıktır zaman

şairler dolaşır saf saf

tenhalarında şiir söyleyerek

kim duysa / korkudan ölür

-tahrip gücü yüksek-

saatli bir bombadır patlar

an gelir Attila ölür

 

biz ülkenin yurttaşları ve üretenleri de tenhalarda şiirlerimizi söylüyoruz. Bazen yerel bir gazete sayfasında bazen bir internet sitesin ama tahrip gücü yüksektir üretenlerin kaleminin. An gelir yatırımlar ve hayatımız ölür. Atilla İlhan’ın dediği gibi….